HUKUKSAL YARDIM

Hakaret Suçu (Sövmek) ve Cezası

Hakaret Suçu, Türk Ceza Kanunu m. 125 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Hakaret suçunun gerçekleşmesi için sadece sövme eylemi bulunması gerekmemektedir. Mağdura karşı, ispatlanmamış herhangi bir durum isnadı yapılmasıyla da oluşabilir.

Örneğin mağdura karşı “dolandırıcı”, “hırsız”, “katil” gibi ispatlanmamış durum isnadı yapılmasıyla hakaret suçu oluşabilir. Yine mağdura karşı “terbiyesiz”, “şerefsiz” gibi hitaplarda bulunarak da sövme eylemi kapsamında hakaret suçu oluşabilir.

Nitekim TCK m.125/1’de bu husus, “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde belirtilmiştir.

Hakaret Edilen Kişinin Gıyabında Hakaret Suçu İşlenmesi Halinde

Hakaret eyleminin hedef alınan kişiye doğrudan yüze karşı yapılmayıp, başka kişilerin yanında yapılması halinde eylemin cezalandırılabilmesi için üç kişiyle ihtilat şekliyle gerçekleştirilmesi gerekir. Bu bağlamda failin, üç farklı kişiyle iletişimde bulunmak suretiyle hakaret eylemini gerçekleştirmesi halinde, eylemi cezalandırılacaktır.

Bir kimsenin ölümünün ardından hatırasına hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak eylemin yine en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi gereklidir. Ceza hakaretin alanen işlenmesi halinde altıda bir oranında artırılır.

İnternet Ortamında Hakaret Suçu İşlenmesi

İnternet ortamında da özellikle sosyal medya üzerinde hakaret suçu işlenebilir. Fail kimliğini gizlememişse, failin tespit edilmesi fazla uğraş gerektirmeyebilecektir.

Ancak failin kullandığı mahlasla kendisini belirlemek mümkün olmayıp anonim bir şekilde hakaret eylemini gerçekleştirmişse, failin kimliği belirlemekte, zorluk bulunabilir. Bu durumda  failin hakaret eylemini gerçekleştirirken kullanmış olduğu IP adresinin ilgili kuruluşlardan temin edilerek tespitiyle, kimliğine açıklık kazandırılabilir.

Fakat bu yöntem her zaman faili belirlemekte kesin bir yol olarak kullanılamaz. Nitekim aynı IP adresi üzerinden birçok kullanıcı ağa bağlanıyor olabilir.

Hakaret Suçu Cezası

Hakaret suçunun basit halinin cezası, üç aydan iki yıla kadar olarak belirlenmiştir. Ancak hakaret suçunun;

  1. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
  2. Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
  3. Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle

işlenmesi halinde verilecek ceza bir yıldan az olamaz. Dolasıyla bu durumların gerçekleşmesi halinde 1 yıldan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilecektir(TCK m.125/3).

Alanen Hakaret Suçu

Ayrıca hakaret suçunun alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır(TCK m.125/4). Dolayısıyla hakaret eyleminin birçok kişinin duyabileceği ya da haberdar olabileceği şekilde gerçekleştirilmesi halinde verilecek cezada altıda bir oranında artırım yapılacaktır. Bu bağlamda özellikle sosyal medyada paylaşılan bir gönderiyle hakaret suçunun işlenmesi halinde, birçok kişinin gönderiyi görmesi kuvvetle muhtemel olacağı için suçun alenen işlenme durumu meydana gelebilecektir.

Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır(TCK m.125/5). Bu kapsamda kurul üyesi kadar ayrı ayrı hakaret suçu nedeniyle ceza verilmeyecek olup, zincirleme suça ilişkin hükümler tatbik edilecektir. Bu bağlamda tek bir hakaret suçu cezasına hükmedilecek olup; verilecek ceza dörtte birden dörtte üçüne kadar artırılacaktır.

Hakaret suçunun haksız bir fiile karşı işlenmesi nedeniyle verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilir veya ceza verilmekten vazgeçilebilir(TCK m.129/1). Örneğin kişinin malına kasten zarar verilmesi nedeniyle, zarar veren kişiye hakaret etmesi sonucu hakaret nedeniyle verilecek ceza, üçte birine kadar indirilebilecektir.

Hakaret suçunun kasten yaralama fiiline karşı tepki nedeniyle işlenmesi halinde, ceza verilmez(TCK m.129/2).

Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, somut olaya göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir(TCK m.129/3). Bu bağlamda failin hakaretine karşı, hareket edilen kişinin karşılık vererek hakaret etmesi halinde; taraflarından biri ya da her ikisi için indirim yapılabileceği gibi, her iki tarafa da ceza verilmemesi de mümkün olabilecektir.

Örtülü Bir Şekilde Hakaret Suçu İşlenmesi Halinde

Hakaretin kime karşı yapıldığı ya da isnat üstü kapalı bir şekilde yapılmış olsa da, isnadın özelliği ve de mağdurun kim olduğu duraksanmayacak bir şekilde anlaşılıyorsa, hakaret suçu gerçekleştirilmiş sayılır. Nitekim TCK m.126’ ya göre, hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.

İsnat Edilen Fiilin İspatlanması Halinde

TCK m.127’ye göre, isnat edilen fiilin ispatlanması halinde faile ceza verilmez. Bu bağlamda fiil isnat edilerek hakaret edilen kişi hakkında kesinleşen mahkumiyet kararı verilmesi halinde,  faile ceza verilmeyecektir.Ancak bunun için isnat edilen fiile ilişkin olarak daha önceden mahkeme hükmü bulunmaması gereklidir. Mağdurun fiili işlediğine ilişkin isnat eyleminden önce mahkeme hükmü bulunması halinde ve bu hükme dayanarak kişiye hakaret edilmesi halinde faile ceza verilecektir.

Ayrıca isnat edilen fiile ilişkin yargılama yapılmaması halinde mağdura  isnat edilen fiilin ispatlanması isteminin kabul edilmesi, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.

 

İddia ve Savunma Dokunulmazlığı Kapsamında Hakaret Suçu

Yargı mercileri ve idari makamlar nezdinde yapılan yazılı ve sözlü başvurulurla iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili somut isnadlarla ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak bu somut isnat ve olumsuz değerlendirmeler;

  1. Gerçek ve somut vakıalara dayanması,
  2. Uyuşmazlık konusuyla ilişkili olması gerekir.

Atatürk’e Karşı Hakaret Suçunun İşlenmesi

Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun m.1/1’e göre, Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suç;

  1. İki veya daha fazla kişi ile birlikte toplu olarak,
  2. Umumi ya da umuma açık mahallerde,
  3. Basın vasıtasıyla

İşlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu kapsamda özellikle sosyal medyada yahut internet ortamında suçun işlenmesi halinde suçta, umumi ya da umuma açık mahallerde işlenme unsuru meydana gelebilecektir.

Cumhurbaşkanına Karşı Hakaret Suçunun İşlenmesi

Cumhurbaşkanına hakaret etmek, ayrı bir madde olarak Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar bölümü altında TCK m.299’da düzenlenmiştir. Buna göre Cumhurbaşkanına hakaret eden kişinin bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Böylelikle hakaret eyleminin Cumhurbaşkanına karşı işlenmesi halinde daha ağır bir ceza öngörülmüş ve temel hakaret suçundan ayrı olarak adli para cezası seçeneği belirtilmeyip salt olarak hapis cezası belirlenmiştir. Ancak hapis cezasının 2 yıl ya da daha az süreli olması halinde, adli para cezasına dönüştürülmesi mümkün olabilecektir.

Suçun alenen işlenmesi halinde, altıda bir oranında artırım yapılacaktır. Bu bağlamda özellikle sosyal medyada yahut internet ortamında suçun işlenmesi halinde suçta, kuvvetle muhtemel alenilik unsuru da bulunacaktır. Suçun kovuşturulması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

Hakaret Suçunda Şikayet Şartı

Hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması için şikayet şartı aranmaktadır. Ancak kamu görevlisine karşı kamu görevinden dolayı hakaret eyleminde, mağdurun şikayeti aranmaz.

Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir(TCK m.131/2).

Yargıtay Kararları

Siyasi Kimliğe Sahip Kişilerin Şok Edici, Kırıcı veya Rahatsız Edici Boyutlara Varan Eleştirilere Dahi Hoşgörü Göstermesi Gerektiğine İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/492 E. 2019/213 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…suça konu yazıların bütünü göz önüne alındığında, sanığı olay tarihinden önce söz konusu yazıları yazmaya iten bir takım siyasi, ulusal ve uluslararası gelişmeler nedeniyle olgusal temeller bulunduğu, sanığın siyasi bir tartışmaya katılmaya yönelik olarak olayları kendi bakış açısıyla yansıttığı, açıkça katılana ve o günkü durumu itibarıyla katılanın mensubu olduğu ana muhalefet partisine karşı bir tutum sergilemesine neden olan değer yargılarına sahip olduğu görülmektedir. Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan sanığın yazıda kullandığı ifadeler, disiplin soruşturması kapsamında irdelenebilecek mahiyette olup, sarf edilen sözler muhatabını rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde ise de katılanın öne çıkan siyasi kimliği gereği şok edici, kırıcı veya rahatsız edici boyutlara varan eleştirilere dahi hoşgörü göstermesinde zorunluluk bulunması ve bu sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir…”

Kamu Görevlisine Hakaret Eyleminde İfa Edilen Görevle Nedensellik Bağı Bulunmayan Şekilde Kamu Görevlisine Hakaret Edilmesi Halinde Hakaret Suçunun Takibinin Şikayete Bağlı Olduğuna İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/1065 E. 2017/319 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Katılanın HSK müfettişi tarafından alınan 07.05.2013 tarihli ifadesinde, Gaziantep 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 27.10.2011 tarihinden itibaren zabıt kâtibi olarak görev yaptığını belirterek, göreve başlamasından yaklaşık bir ay sonra rahatsızlığı nedeniyle mahkeme kaleminde öksürdüğü sırada sanığın kendisine “solağan koyun gibi ne öksürüyorsun lan” şeklinde sözler söylediğini beyan edip sanıktan şikâyetçi olması üzerine, sanığın katılanın iddiasına konu sözleri söylediği iddiasıyla kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmakla; katılanın yaptığı kamu görevi ile iddia olunan hakaret eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığından, söylendiği ileri sürülen sözlerin TCK’nun 125. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu değil, aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenen ve takibi şikâyete bağlı olan hakaret suçunu oluşturabileceği…”

Kamu Görevlesine Karşı Yapılan Hakaret Eyleminin Kaynağının Kamu Görevinden Kaynaklanmaması Halinde 6 Aylık Hak Düşürücü Sürede Şikayet Yoluna Başvurulmuş Olması Gerekliliği

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/4. MD-216 E. 2011/144 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Malatya Adliyesinde bekçi olarak görev yapan katılan Adalet Bakanlığının 03.11.1982 tarihli Nöbet Hizmetleri Özel Talimatı, 06.10.1988 tarihli Sabotajlara Karşı Koruma Yönetmeliği ve 18.12.1997 tarihli Koruyucu Güvenlik Özel Talimatları esaslarına göre, nöbet hizmetlerini yerine getirmekle görevli olup, bu düzenlemelere göre, bekçinin nöbet hizmetlerini yürütürken karşılaşmış olduğu, Adliyenin güvenliğini ilgilendiren her türlü olağan dışı durumu amirlerine bildirmekle yükümlü olduğu, ancak görevli olduğu binaya çalışmaya gelen personelin odalarında bulunduğu sırada, Adliyenin güvenliğini ilgilendiren bir olay olmadığı sürece, odaya girme, odada bulunan eksiklikleri kontrol etme, oda içinde meydana gelen Adliyenin güvenliğini ilgilendirmeyen olayların tespit ve değerlendirmesini yapma görevi bulunmamaktadır.

Bu itibarla; sanığın, katılana yönelik olarak söylediği iddia olunan sözlerin katılanın görevinden kaynaklanmadığı, bu anlamda eylemin TCY’nın 125/1. maddesinde düzenlenen ve takibi şikayete bağlı olan hakaret suçu kapsamında kaldığı, suç tarihinin 2006 yılı Şubat ayı olduğu, katılanın 05.07.2007 tarihli şikayetinin ise TCY’nın 73. maddesinde belirlenen 6 aylık hak düşürücü süreden sonra gerçekleştiği anlaşıldığından, katılan ve sanığın tüm temyiz itirazlarının reddi ile şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşürülmesine ilişkin, Özel Daire kararının onanmasına karar verilmelidir…”

Kamu Görevlisine Hakaret Nedeniyle Soruşturma ve Kovuşturma Şikayete Bağlı Olmadığından, Kamu Görevlisinin Şikayetten Vazgeçmesi Nedeniyle Davanın Düşmesine Karar Verilemeyeceğine İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2008/4-180 E. 2008/205 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…mağdur polisin kamu görevlisi olduğu hususlarında bir kuşku bulunmamaktadır. Sanık ile mağdur önceden birbirlerini tanımamakta ve aralarında bir husumet de bulunmamaktadır. Sanığın, polislik görevine duyduğu düşmanlık ve görevin yerine getiriliş şekline yönelik olarak söylediği hakaret içeren sözler ile mağdur tarafından ifa edilen kamu görevi arasında nedensellik bağı bulunduğu açıktır. Sanığın eylemi, 5237 sayılı TCY.nın 125. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendindeki suça uymaktadır ve aynı Yasanın 131/1. maddesi uyarınca kendiliğinden soruşturulacak ve kovuşturulacak nitelikte bir suçtur.

O halde Özel Dairece, sanığa yönelik bir görev ifa edilmemesi nedeniyle hakaret suçunun nitelikli halinin oluşmadığının kabulü ve kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yasaya aykırıdır…”

Kamu Görevlisine Karşı Hakaret Eylemi ile Görev Arasındaki Nedensellik Bağının Belirlenmesinin Değerlendirilmesi İlişkin Örnek

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/755 E. 2017/126 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…teneffüs saatinde top oynayan öğrencilerin, toplarını bitişikte bulunan sanığın bahçesine kaçırdıkları, sanığın da bu nedenle okulun bahçesine gelerek öğrencilere kızdığı, sanığın öğrencilerine kızdığını duyan TCK’nun 6/1-c maddesi kapsamında kamu görevlisi olan katılanın okul bahçesine çıktığında, sanığın katılana “ben seni çocukların topu bahçeme kaçmasın diye kaç defa uyardım, sen çocuklarına sahip çıkmıyorsun, devamlı içerdesin, içerde ne b..k yediğiniz belli değil” diyerek hakaret ettiği olayda; sınıf öğretmeni olan katılanın, yaşı küçük olan ilkokul öğrencileri üzerinde denetim ve gözetim sorumluluğunun bulunması ve bunun kesintisiz bir şekilde teneffüs sırasında da devam etmesi, sanığın katılanın öğretmen olduğunu bilmesi ve katılana karşı eyleminin katılanın yaptığı görevin yerine getiriliş biçimi ile ilgili olması karşısında, sanık tarafından söylenen hakaret içerikli sözler ile katılan tarafından ifa edilen kamu görevi arasında nedensellik bağı bulunduğu ve eyleminin TCK’nun 125/3-a. maddesinde öngörülen kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir…”

Haber Konusu Kişinin İşlediği Suçu Daha Ağır Farklı Bir Suç Şeklinde Göstererek ve Olay Güncel Değilken Yayınlamanın Hakaret Suçunu Oluşturacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1169 E. 2018/490 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Yazının bütünlüğü ve ifadelerin kullanılış şekli, yazıya dayanak teşkil eden ve adli sicil kaydına ilişkin düzenlemelere göre esasen vâki olmamış sayılan katılan hakkındaki mahkûmiyet hükmünün, suç tarihinden yaklaşık yirmi yıl önce gerçekleşmiş bir olaya ilişkin bulunması, bu anlamda söz konusu olay bakımından katılanın unutulma hakkı çerçevesinde gerekli önlemlerin alınmasını isteme hakkına sahip olması, katılanın yerine getirdiği kamu görevinin niteliği itibarıyla toplumun özel olarak ilgisini çeken, siyasi, medyatik veya benzeri bir konumda bulunmaması, katılanın yerine getirdiği kamu görevinin niteliği, yakın bir süreç içerisinde katılan tarafından yerine getirilen görevin derecesinde, yazı içeriğinin aksine dosyaya yansıyan kayda değer bir değişimin olmaması ve gazeteci olan sanığın, bizzat elinde bulundurup inceleme ve değerlendirme fırsatı bulduğu katılan hakkındaki önceki mahkûmiyet hükmünün 765 sayılı TCK’nın 430/2. maddesinde düzenlenen şehvet hissi ile alıkoymak suçuna ilişkin olduğu hâlde, bunu olduğundan farklı ve daha ağır nitelikteki cinsel istismar suçu olarak yansıttığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, haberin güncel bir değerinin bulunduğundan ya da kamunun bu durumu öğrenip tartışmasında menfaati olduğundan söz edilemeyeceği, sanığın eylemi sonucunda, kamu görevlisi olan katılana, kamuoyunun duyması gereken güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirdiği anlaşılmakla; yazıda kullanılan ifadelerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olduğu kabul edilmelidir…”

Bedduanın Hakaret Suçu Oluşturmayacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/785 E. 2017/34 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“… … tarafından yapılan infaz koruma memurluğu mülakat sınavına katılan oğlunun mülakatı geçememesi üzerine sanığın, Adalet Bakanlığı’na hitaben yazdığı dilekçedeki “… mülakat imtihanında yapılan haksızlığı yapanın Allah belasını versin, çoluk çocuğu hayır görmesin, ömür boyu sürünsün, … adalet bu ise adalet olmaz olsun, adaleti böyle kullananın Allah belasını versin, haksızlık yapanları kahretsin, ömür boyu sürüm sürüm sürünsün, mazlumların haklarını ondan alsın, … çocuğumun hakkını yiyenlerin en büyük musibetler başına ve çocuklarına gelsin, …” şeklindeki ifadeleri, beddua niteliğinde, nezaket dışı, kaba ve rahatsız edici sözler ise de, komisyon üyelerinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir…”

Söylenen Sözler Doğrudan Şikayetçileri Hedef Almıyorsa Hakaret Suçu Oluşmayacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/786 E. 2015/168 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığın olay günü, karakola girmek için müşteki polis memurları ile emniyet müdürlüğü bahçesinde tartıştığı sırada sarf ettiği “sinkaf ederim böyle yeri, düzeni” şeklindeki sözlerin doğrudan şikayetçileri hedef almayıp içeri alınmaması nedeniyle duyduğu kızgınlığa bağlı mevcut uygulamaya yönelik ifadeler olduğu, şikayetçilerin şahıslarına onur, şeref ve saygınlığa yönelik bir saldırı niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde sanığın üzerine atılı hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir….”

Apartman Boşluğunun Aleni Bir Yer Olmadığına ve Bu Nedenle Hakaret Eylemi Sebebiyle Verilecek Cezada Artırım Yapılamayacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/757 E. 2017/113 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığın hakaret fiilini apartman boşluğunda gerçekleştirdiği olayda; apartman boşluğunun herkese açık bir yer olmayıp, apartman sakinlerinin kullanımına mahsus olması ve apartman boşluğunda söylenen sözlerin herkes tarafından duyulma imkânının bulunmaması karşısında, aleniyet unsuru oluşmadığı halde hakaret suçunun alenen işlendiği kabul edilerek sanığın cezasında artırım yapılması yasaya aykırıdır…”

Kişiye Yönelik “Hain” Sözünün Hakaret Suçunu Oluşturduğuna İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/342 E. 2018/378 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“… …‘nin  2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında yaptığı gösteri yürüyüşü sırasında …’nin Aydın il temsilcisi olan sanığın, orta refüj üzerine çıkarak megafonla katılımcılara hitaben “Değerli dostlar, malumunuz bundan iki üç ay öncesinde ….. … Devlet Hastanesinin açılışına geleceğini söylemişti, bizi şaşırtmadı gelemedi, neden şaşırmadık çünkü hainler korkak olur” dediği olayda, sanığın katılana hitaben söylediği “hain” kelimesinin anlamı, söylenme amacı, katılanın konumu ve görevi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın hiçbir veriye dayanmayan ve bizzat katılanın kişiliğine yönelik olan bu sözün, eleştiri boyutunu aştığı ve sövmek suretiyle muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleştiği kabul edilmelidir…”

“Şerefsizler” Kelimesinin Hakaret Suçunu Oluşturacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/4-850 E. 2012/1828 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sivas Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanığın olay günü geçici olarak elişi atölyesi olarak tahsis edilen bölümde çalışma yaptığı sırada atölyeye gelen ve atölyenin koğuş olarak düzenleneceğini bildiren katılan ve mağdurlara hitaben “sizler kim oluyorsunuz da benim çalışmamı engelliyorsunuz. Bana kimse engel olamaz. Şerefsizler” diyerek hakaret suçunu işlediğinin kabulü gerekmektedir…”

“Terbiyesiz, Ukala Kadın” Şeklindeki Hitabın Hakaret Suçunu Oluşturacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/2.MD-419 E. 2012/247 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığa suç atması için kabul edilebilir bir neden bulunmayan adı geçen tanığın, sanığın duruşma salonundan çıkarken katılana hitaben “terbiyesiz, ukala kadın” şeklinde sözler söylediğini belirtmesi karşısında, sanığın üzerine atılı eylemin sabit olduğu ve onur, şeref ve saygınlığı rencide eder nitelikte gerçekleşen bu eylemin 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir…”

Sözlerin Kişinin Şahsiyetine İlişkin Sarfedilmemesi ve Genel Uygulama Kapsamında Kişinin Yaptığı Eylem Üzerine Sarfedilmesi Halinde Hakaret Suçunun Oluşmayacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/783 E. 2019/215 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Katılan polis memurunun, Pendik Adliyesi girişinde görevli olduğu, olay tarihinde sanık … ile eşi ve kayınvalidesinin birlikte adliyeye gelerek içeri girmek istedikleri, katılanın sanıktan kapı tipi metal detektörden geçmesini istediği, ancak sanığın buna karşı çıkması sebebiyle aralarında tartışma çıktığı ve sanığın üzerine yürüdüğü katılana yönelik “…Gâvur polisisiniz, böyle devlet olmaz, sizin maaşınızı ben veriyorum…” şeklinde sözler söylediği olayda; sanığın kendisi ve yakın akrabalarına yönelik katılan polis memurunun tutum ve davranışlarından duyduğu rahatsızlık sonucu kullandığı anlaşılan bu sözlerin katılanın şahsi ve mesleki itibarını hedef almaması, yapılan uygulama nedeniyle katılanın eylemlerine yönelik bulunması, somut olay bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde söz konusu ifadelerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta değil, kaba söz ve ağır eleştiri mahiyetinde olması karşısında hakaret suçunun unsurlarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir…”

Hakaret Suçunun Sabit Olması ve Zincirleme Hakarete İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017&673 E. 2019/529 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığın 08.10.2012 tarihinde şikâyetçiye hitaben “A.na koyduğumu, çocuğunu sinkaf ettiğim.” şeklinde hakaret içerikli sözler söylediği olayda; sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de şikâyetçinin aşamalarda istikrarlı biçimde sanığın kendisine 08.10.2012 tarihinde hakaret içerikli sözler söylediğini beyan etmesi, şikâyetçi ile sanık arasında geçen telefon konuşmalarından şikâyetçinin beyanlarını destekler şekilde Üçpınar Köyü Tepesine gittiklerinin anlaşılması ve tanık beyanları birlikte göz önünde bulundurulduğunda sanığın üzerine atılı 08.10.2012 tarihli hakaret suçunu işlediğinin sabit olduğu, sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olan savunmalarına itibar edilemeyeceği, ayrıca sanığın gerçekleştirdiği 08.10.2012 ve 17.10.2012 tarihli hakaret eylemleri arasında hukuki kesintinin oluşmaması ve sanığın, borcun ödenmesini sağlamak amacıyla farklı tarihlerde şikâyetçiye yönelik hakaret içerikli sözler sarf etmesi birlikte değerlendirildiğinde, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında aynı şikâyetçiye yönelik değişik zamanlarda birden fazla kez hakaret suçunu işleyen sanık hakkında TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmelidir…”

“…Okumuşsunuz ama adam olamamaşsınız, sana bu diplomayı verenin …” Şeklindeki Sözlerin Hakaret Değil Kaba Söz Niteliğinde Olduğuna İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1403 E. 2019/464 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Katılan …’ın Antalya Atatürk Devlet Hastanesi Diş Polikliniğinde diş hekimi olarak görev yaptığı, olay tarihinde saat 18:15 sıralarında tanık … isimli hastayla ilgilendiği esnada sanık …’nin katılanın poliklinikteki odasına girerek “Acil geliyorum, benim hastama derhal bakılacak!” dediği, katılanın sekreteri olan tanık …’nın sanığa randevuların dolu olduğunu belirterek yirmi dört saat hizmet verdiğini söylediği ağız diş sağlığı merkezine yönlendirdiği, ancak sanığın “Beni bu odadan kimse çıkartamaz, hastama baktırmadan gitmem!” dediği, katılanın sanıktan odasını terk etmesi istemesine rağmen sanık odadan ayrılmayınca güvenlik görevlisinin çağrıldığı, bunun üzerine sanığın katılana hitaben “Sağlıkçı yakınlarım var, onları arayıp seni sürüm sürüm süründüreceğim, okumuşsunuz ama adam olamamışsınız, sana bu diplomayı verenin…” şeklinde sözler söylediği olayda; sanığın, eşinin muayene edilememesi nedeniyle duyduğu rahatsızlık sonucu kullandığı anlaşılan söz konusu ifadeler bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp kaba söz niteliğinde olduğundan hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir…”

Sanığın Yapmış Olduğu Eylemlerin Hakaret ve Tehdit Olarak Değerlendirilemeyeceğine İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/1070 E. 2018/125 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığın, dişini çektirmek amacıyla Bayındır Devlet Hastanesi Diş Polikliniğine gittiği, burada diş hekimi olan tanık Figen’in yaptığı muayene sonrasında dişinin apseli olduğunu ve ilaç kullanılması gerektiğini söyleyip, sanığın dişinin çekilmesi yönündeki ısrarlı taleplerini reddettiği, bu duruma sinirlenen sanığın muayene odasındaki sandalyeleri ve kapıyı yumruklayıp tekmelediği, kapıyı çarparak dışarı çıktığı, dışarıdayken de kapıya bir kaç defa yumrukla vurduğu olayda; sanığın, kamu kurumu olan Bayındır Devlet Hastanesi Diş Polikliniğine ait maddi değere sahip sandalyeleri ve muayene odasının kapısını kullanılamaz hâle getirmek için kasten tekmelemesi ve yumruklaması şeklindeki hukuka aykırı eyleminin

TCK’nun 152. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer verilen mala zarar verme suçuna uyduğu, ancak suça konu kapı ve sandalyelerin zarar görmemiş olması göz önüne alındığında, elverişli hareketler ile başladığı suçun icrasını tamamlamakla birlikte neticeyi gerçekleştiremeyen sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanığın eyleminin; bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı veya sövme niteliğinde olmaması ve tanık Figen’in de bu yönde bir iddia veya yakınmasının bulunmaması nedenleriyle hakaret, adı geçenin iç huzurunu bozmaya veya onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olmaması nedenleriyle de tehdit suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilmelidir…”

Söylenen Söz Neticesinde Mağdurunun Rencide Olduğuna İfade Etmesi Durumunda Eylemin Tehdit Suçu Değil, Hakaret Suçunu Oluşturduğuna İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/82 E. 2016/436 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Mağdur ve sanığın “senin g…ne şişe sokacağım” şeklindeki cümlenin yörelerinde hakaret olarak kullanıldığını beyan etmeleri, sanığın söz konusu mesajı kendisine hakaret eden mağdura tehdit kastıyla değil hakaret etme amacıyla gönderdiği yönündeki savunması ve mağdurun mesaj nedeniyle rencide olduğu yönündeki anlatımları karşısında, sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Bu nedenle sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturacağı kabul edilerek şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine ilişkin yerel mahkeme hükmü ile bu kararın Özel Daire tarafından onanması isabetlidir…”

Zabıt Katibine Söylenen “Kapa Çeneni, Psikolojik Sorunun Var Herhâlde, Sen Hastasın, Hastaneye Git, Dengesiz, Kadına Bak Ya” Sözlerinin Hakaret Olmadığı, Kaba Ve Ağır Eleştiri Niteliğinde Olduğuna İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/814 E. 2018/512 K .sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Avukat olan sanığın, şikâyetçi vekili sıfatıyla takip ettiği karşılıksız çek keşide etme suçundan yapılan yargılamada, kendisine yaklaşık iki yıldır tebligat yapılmaması üzerine, dosyayı incelediği mahkeme kaleminde, duruşma gününü bildiren tebligatın eski adresine çıkarılmış olması nedeniyle dosyadaki gelişmelerden haberdar olmadığını görünce önce zabıt kâtibi olan tanık Seval, ardından da yazı işleri müdürü olan katılanla tartıştığı ve katılana “Kapa çeneni, psikolojik sorunun var herhâlde, sen hastasın, hastaneye git, dengesiz, kadına bak ya” dediği olayda; sanığın katılanla tartışması sırasında sarfettiği sözlerin anlamı, söylenme amacı, katılanın konumu ve görevi birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu ifadeler; nezaket dışı, kaba, rahatsız edici hitap tarzı ve ağır eleştiri niteliğinde olup, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir…”

Avukatın Mağdura Yönelik “Ne Kaypak Adamsın” Sözünün Olayın Oluşuna Göre Hakaret Suçunu Oluşturmadığına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/89 E. 2018/140 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Avukat olan sanığın, müvekkiline ait evde kiracı olan ve kira borcunu ödemeyen katılan ile katılanın eşi hakkında icra takibi başlattığı, katılanın hastanede olduğunu ve kısa bir süre içinde borcunu ödeyeceğini söylemesine rağmen haber vermeden evi tahliye etmesi üzerine sanığın katılanın cep telefonuna “ne kaypak adamsın” şeklinde mesaj gönderdiği olayda; katılanın borcunu ödemek için süre istemesine rağmen evi habersiz olarak tahliye ederek sözünde durmaması üzerine sanık tarafından gönderilen mesajda yer alan ifade; nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde olup, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir…”

Cumhuriyet Savcısı Olarak Görev Yapan Kişiye Sarf Edilen Sözlerin Nezaket Dışı ve Ağır Eleştiri Niteliğinde Olduğu, Hakaret Suçunu Oluşturmadığına İlişkin

Yargıtay Cezal Genel Kurulu 2016/1138 E. 2019/68 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığın şikâyetçisi olduğu inceleme dışı bir soruşturma nedeniyle bir kısım şüpheliler hakkında Beyoğlu Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan şikâyetçi … tarafından kasten yaralama suçundan iddianame düzenlenirken, şüphelilerden Ali Arslan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verdiği, bu karara itiraz eden sanığın, itiraz dilekçesinde şikâyetçiye hitaben; “…Bu savcının dünyadan haberi yok. Eğer mafya, çete, yolsuzluk, haksızlık, adaletsizlik varsa bu savcı gibi görevini doğru yapmayanlar yüzünden, memleket batıyor, suç oranı artıyor, hırsızlar, kültürsüzler sokaklar dolmuş yol kesiyorlar. Savcı … bunlara arka çıkıyor, hakkımı helal etmiyorum. Allah bu savcıdan hesap sorsun, devletten aldığı parayı geri ödesin, bu işi bıraksın…” şeklinde ifadeler kullandığı olayda;

Sanığın savunması ile itiraz dilekçesinin bütünlüğü ve yazılış amacı gözetildiğinde kullanılan ifadeler nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde ise de bu ifadelerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir…”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/978 E. 2018/422 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanık ve inceleme dışı sanığın ceza infaz kurumunda bulunan sanık …’in amcasının oğlunu ziyaret etmek için Cumhuriyet Savcısı olan katılandan talep ettikleri görüş izninin reddedilmesi üzerine, sanığın katılana “Burası Devlet kapısı, kim oluyorsun da böyle davranıyorsun” dediği olayda; “Kim oluyorsun” şeklindeki ifade; nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde ise de, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir…”

Hakim’e Yönelik “Taraf Tutuyorsunuz” Sözünün Hakaret Suçu Oluşturduğuna İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/848 E. 2018/312 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığın, oğluna yönelik kasten yaralama ve hakaret suçlarından yapılan yargılamada davanın sanığı hakkında 05.10.2012 tarihli oturumda her iki suçtan da beraat kararı verilmesi ve bu kararı öğrenmesi üzerine aynı tarihte, yargılama yapan ve hükümleri kuran hâkim mağdur …’nin odasına giderek mağdura “Siz nasıl böyle bir karar verdiniz, sizin adaletiniz yok mu, cebinizi dolduruyorsunuz, bizim ödediğimiz vergilerle maaşınızı alıyorsunuz, taraf tutuyorsunuz” dediği olayda; sanığın mağdura hitaben söylediği cebini doldurmak deyimi; “Karşılaştığı elverişli durumlardan yararlanarak bol para kazanmak” anlamına gelmekte ise de, bu deyim sanığın ayrıca söylediği “Taraf tutuyorsunuz” şeklindeki sözle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden, bu sözlerin cümlenin bütünü içerisindeki anlamı, söylenme amacı, mağdurun konumu ve görevi dikkate alındığında, bu sözlerle, mağdurun mesleğinin gerektirdiği tarafsızlık ilkesine aykırı olarak elde ettiği haksız menfaat sonucunda davanın diğer tarafına iltimas sağladığının ima edilmesi karşısında; sanığın söylediği sözlerin eleştiri boyutunu aştığı ve mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil ve olgu isnadı içerdiği anlaşıldığından, hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleştiği kabul edilmelidir…”

Tutukluluk Kararı Veren Hakime Yönelik “Allah Belanı Versin” Şeklindeki Sözün Beddua Niteliğinde Olup, Hakaret Suçunu Oluşturmayacağına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/328 E. 2014/386 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Hırsızlık suçundan hakkında soruşturma başlatılan ve tutuklanması talebiyle hakim önüne çıkartılan sanığın, kendisinin haksız bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini düşünerek bunun sorumlusu olarak gördüğü sorguyu yapan hakime yönelttiği “Allah belanı versin” şeklindeki ifade, beddua niteliğinde, nezaket dışı, kaba ve rahatsız edici bir söz ise de, şikâyetçi hâkimin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir…”

Mahkeme Heyetine Yönelik “Sen Bu İşi Bırak, Domat Sat” Şeklinde Söylenen Sözlerin Hakaret Suçu Oluşturmadığına İlişkin

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/754 E. 2017/324 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Sanığın, eşe karşı kasten yaralama ve yağma suçlarından dolayı yargılandığı davanın 12.10.2009 tarihli oturumunda, her iki suçtan da mahkûmiyetine hükmedilmesi üzerine haksız yere ceza aldığını düşünerek mahkeme heyetine söylediği “sen bu işi bırak, domat sat” şeklindeki sözler, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde sözler ise de, mahkeme heyetinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir…”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön