HUKUKSAL YARDIM

İhtiyati Tedbir Kararı, Şartları ve İtiraz

İhtiyati tedbir, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir emanet olarak bir kişiye tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü alınacak önlemdir.

İhtiyati Tedbir Kararı Verilebilmesinin Koşulları

İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aşağıdaki koşullardan biri gerçekleşmelidir:

  • Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından endişe edilmesi,
  • Hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe edilmesi,
  • Gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi.

Hakkında ihtiyati tedbir kararı verilecek mal veya hak, uyuşmazlık konusu olmalıdır.(HMK m.389/1)

Örneğin işçilik alacağı davasında, işverenin sahip olduğu araç yahut taşınmazlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Nitekim davanın konusunun işçilik alacakları(kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti vs.) olması nedeniyle, işverenin sahip olduğu araç yahut taşınmazlar dava konusunu oluşturmamaktadır. İşçilik alacağı davasının konusu işçilik alacakları teşkil etmekte olup, bunlar da belirli bir miktar paradır.

Buna karşın mirasta tenkis davasında, tenkise konu mirası oluşturan taşınır, taşınmaz yahut haklar hakkında ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Nitekim mirası oluşturan bu malvarlığı ve haklar, aynı zamanda tenkis davasının da konusudur. Zira dava neticesinde mirası oluşturan taşınır, taşınmaz yahut haklar hakkında bir karar verilecektir.

İhtiyati Tedbir Kararı Verecek Mahkeme ve Tedbirin Talep Edilme Şekli

Dava açılmadan önce tedbir talep edilecekse, tedbir konusu uyuşmazlığın yargılamasında görevli ve yetkili olan mahkemeden talep edilmesi gerekmektedir.

Dava açıldıktan sonra ise, davayı görmekte olan mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilir.(HMK m.390/1)

Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.(HMK m.390/3) Bu madde hükmüne göre tedbir talep eden taraf, tedbirin sebebi ve türünü açıkça belirtmekle birlikte, davanın esası yönünden haklılığını ise, kesin olarak olmasa da yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir.

Kesin olarak değil de, yaklaşık olarak ispat şartının aranmasının nedeni ise, kesin olarak ispatın ancak mahkemece verilecek kararla ve kararın kesinleşmesiyle birlikte mümkün olacak olmsası sebebiyle kesin olarak ispat aranması halinde; tedbir kararıyla hakkın korunması ihtimalinin zorlaşması oluşturmaktadır.

Nitekim tedbir kararı verilmesinde amaç hakkın korunması olup, tedbir çoğu zaman aciliyet arz etmektedir.

Yine, talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.(HMK m.390/2)

İhtiyati Tedbir Talep Edenin Teminat Gösterme Zorunluluğu

Tedbir talep eden taraf, haksız çıkması halinde karşı tarafın uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık kural olarak teminat göstermek zorundadır.

Ancak talep,  resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.

Yine adli yardımdan yararlanan kişilerin de teminat göstermesine gerek bulunmamaktadır.

Teminatın Geri Alınması

Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tedbir nedeniyle uğranılan zararların tazmini için tazminat davası açılmaz ise, teminat tedbir talep etmiş olan tarafa iade edilir.

Karar Verilecek İhtiyati Tedbir Türü

Mahkeme,

  • Tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması,
  • Tedbire konu olan mal veya hakkın bir yediemine tevdii(emanet olarak güvenilir bir kişiye bırakılması),
  • Bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi,

sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.(HMK m.391/1)

Verilecek olan tedbir türleri Kanun’da örnek olarak yukarıda belirtildiği şekilde sayılmış olup, örneklerden sonra gibi denilmiştir. Dolayısıyla sınırlı bir tedbir türü bulunmamakta olup, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebilecektir.

İhtiyati Tedbir Kararı Belirtilmesi Gereken Unsurlar

İhtiyati tedbir kararında;

  1. İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  2. Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,
  3. Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği,
  4. Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği,

belirtilir.(HMK m.391/2)

İhtiyati Tedbire İlişkin Karara İtiraz

İhtiyati Tedbir Talebinin Kabulüne İtiraz

HMK m.394

Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.

Tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, Tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.

İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.

İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz.

Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmiş olan karşı taraf, Tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminat ilişkin itiraz edebilir. Ancak tedbir nedeniyle menfaati açıkça ihlal edilen üçünçü kişiler ise, tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilecek olup, mahkemenin yetkisine itiraz edemezler.

İhtiyati Tedbir Talebinin Reddine İlişkin İtiraz

HMK m.391/3’e göre, ihtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

İhtiyati Tedbir Kararı Uygulaması

HMK m.393

İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

Tedbir kararının uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilir. Mahkeme, kararında belirtmek suretiyle, tedbirin uygulanmasında, yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir.

Tedbir kararının uygulanması için, gerekirse zor kullanılabilir. Zor kullanmak hususunda, bütün kolluk kuvvetleri ve köylerde muhtarlar, uygulamayı gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine, kendisine yardım etmek ve emirlerine uymakla yükümlüdürler.

İhtiyati tedbiri uygulayan memur, bir tutanak düzenler. Bu tutanakta, tedbir konusu ve bulunduğu yer gösterilir; tedbir konusu ile ilgili her türlü iddia bu tutanağa geçirilir. Tedbiri uygulayan memur, bu tutanağın bir örneğini tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara ve duruma göre üçüncü kişiye tebliğ eder.

Tedbir kararları hakkında kanun yoluna başvurulması hâlinde, tedbire ilişkin dosya ve delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir.

Aleyhine Tedbir Kararı Verilen Kişinin Teminat Göstererek Tedbirin Kaldırılmasını ve Değiştirilmesi İstemi

Aleyhine tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, tedbir kararını vermiş olan mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.

Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre tayin edilir. Türü ise taraflar kendi aralarında teminatın türünü kararlaştırmamışlarsa, hakim tarafından serbestce takdir edilir.

Durum ve Koşulların Değişmesi Sebebiyle Tedbirin Talep Üzerine Değiştirilmesi veya Kaldırılması

Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine ve kaldırılmasına karar verilebilir.(HMK m.396)

Tedbir nedeniyle menfaati ihlal edilen üçünçü kişiler de, durum ve koşulların değişmesi nedeniyle tedbir kararının  değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verilmesini talep edebilir.

Talep dilekçeyle yapılır. Talep eden, durum ve koşulların değiştiğini açıkça göstermek ve  dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir.

İhtiyati Tedbiri Tamamlayan İşlemler

HMK m.397

İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.

Tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.

Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir.

İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.

İhtiyati Tedbir Kararı Sebebiyle Uğranılmış Olan Zararlar İçin Tazminat Talebi

Haksız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesiyle, aleyhine tedbir kararı verilmiş olan kimse zararlarının tazmin edilmesini , lehine tedbir kararı verilmiş kimseden isteyebilir.

Bu şekilde tedbir nedeniyle tazminat istemi de, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.

Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.


İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz, birbirinde farklı iki kurumdur. İhtiyati haciz para alacakları için verilebiliyorken, tedbir kural olarak paradan başka şeyler(taşınırlar,taşınmaz ve haklar) hakkında verilebilir. İhtiyati haciz icra iflas kanunu hükümlerine tabi iken, ihtiyati tedbir hukuk muhakemeleri kanununa tabidir. İhtiyati haciz hakkında daha fazla bilgi edinmek için “İhtiyati Haciz ve Karar Verileceği Haller” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Yargıtay Kararları

İhtiyati Tedbir Kararı ile Üçüncü Kişilere Rızaen Devir ve Temliki Önlemenin Sağlandığına, Kararın Cebri Satışa Engel Olmadığına İlişkin

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2010/22335 E. 2011/5578 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…İcra müdürü de bu son mahkeme yazıları doğrultusunda ihtiyati tedbir kararının satışa engel olmayacağını düşünerek ihaleyi yapmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere ihtiyati tedbir kararlarında cebri icra yolu ile satışın önleneceğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, dosyaların görevsizlikle geldiği tüketici mahkemeleri de ihtiyati tedbir kararının cebri icra yolu ile satışı önlemeyeceği yorumunda bulunmuşlardır.

Dairemizin süregelen içtihatlarına göre tedbir kararları, sadece malikin taşınmazı üçüncü kişilere rızai devrini ve tasarruflarını engeller. Yoksa üçüncü kişilere cebri icra yolu ile satışını engellemez…

Para Alacağına İlişkin Davalarda İhtiyati Tedbir Kararı Değil, İhtiyati Haciz Kararı Alınabileceğine İlişkin

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2012/1007 E. 2012/508 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, SGK’nun açtığı karşı dava yersiz ödenen aylıkların tahsiline yönelik para alacağına ilişkin olmakla; 6100 sayılı HMK’nun 389.maddesinin 1.fıkrasında ihtiyati tedbir talebinin ancak ..uyuşmazlık konusu hakkında… istenip uygulanabileceği öngörülmüş ve para alacağına ilişkin uyuşmazlıklarda ihtiyati tedbir değil, İİK’nun 257. maddesinde düzenlenmiş ihtiyati haciz talep edilebileceği açık olmasına göre,

Sonuç: Davalı SGK vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA…”

İhtiyati Tedbir Kararı Verilirken Dikkat Edilecek Durumlara İlişkin

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2012/4060 E. 2012/5172 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…İhtiyatı tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır.

Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m. 390/3) ispat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat”kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.

Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur.

Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.

Mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi halinde; istemin reddine karar verdiğinde de kararda hukuksal gerekçe göstermek durumundadır. Çünkü, 1982 Anayasa’sının 141. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre bütün mahkemelerin bütün kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Mahkemece, gerekçe gösterilmeksizin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi açıklanan hukuksal sebeplerle doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir…”

Uyuşmazlık Konusu Olmayan Taşınır Veya Taşınmazlar Hakkında İhtiyati Tedbir Kararı Verilemeyeceğine İlişkin

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Kararı şu şekildedir:

“…Mahkemenin diğer gerekçesi açısından ise; davanın tazminat davası olması nedeniyle HMK’nın 389. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olmayan araç üzerine konulan ihtiyati tedbirin bu gerekçe ile kaldırılmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1.maddesi gereğince reddine karar verilmiştir…”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Kararı şu şekildedir:

“…Davacı yanca alacak istemli açılan davada, davalının taşınır ve taşınmaz mallarına HMK 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulması yönündeki talebin reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.

İlk derece mahkemesi gerekçesinde de vurgulandığı üzere, davanın alacak istemine ilişkin olup HMK 389/1 maddesi uyarınca dava ve uyuşmazlık konusu olmayan davalı mallarına tedbir konulması talebinin reddi kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,…”

Taşınmazın Üçünçü Kişilere Devredilmesi Halinde Hakkın Elde Edilmesi Önemli Ölçüde Zorlaşacak İse Tedbir Kararı Verilebileceğine İlişkin

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2012/7347 E. 2012/8288 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Somut olayda; Davacı, Hazineye ait 547 parsel sayılı taşınmazın toplu konut alanı olarak kullanılması için Belediye Encümenince 16.02.1993 tarihli bir karar alındığını, 07.03.1994 tarihinde Hazinece taşınmazın belediyeye devredilmesine karar verildiğini, belediyenin de 09.03.1994 tarihinde taşınmazı kendilerine tahsis ettiğini, tahsis bedelinin ödendiğini, ancak taşınmazın üçüncü kişilerin Hazine aleyhine açtığı dava nedeniyle devredilemediğini, Hazine aleyhine açılan davanın Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/308 E. 2010/491 K. sayılı kararı ile reddedilerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek Hazine ve Belediye aleyhine tapu iptali ve tescil davası açmış, yargılamalar sırasında taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için de ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.

Yukarıda açıklandığı gibi dava taşınmazın aynına ilişkin olup, 547 parsel sayılı taşınmaz tapu iptali ve tescil davasının konusudur. Davanın yargılamaları sırasında durumun değişmesi, başka bir deyişle taşınmazın üçüncü kişilere satılması halinde hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da hakkın elde edilmesi tamamen imkânsız hale gelecektir. Bu durumda, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yasanın aradığı koşulların somut olayda gerçekleştiğinin kabulü gerekir.

Açıklanan bu nedenle dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken reddi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…”

İhtiyati Tedbir Kararlarına Karşı Temyiz Kanun Yoluna Başvurulamayacağına İlişkin

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2013/10437 E. 2013/10837 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Geçici 3. maddenin üçüncü fıkrasındaki; Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır. şeklindeki hükmün dayanak gösterilerek 6100 sayılı Yasada Bölge Adliye Mahkemelerine verilen görevlerin Yargıtay tarafından tamamen yerine getirilmesi gibi bir sonucun çıkarılması da doğru olmayacaktır.

Çünkü, anılan fıkra metninde de ifade edildiği gibi bölge adliye mahkemelerine verilen görevlerden sadece 1086 sayılı Kanunda belirtilen ve yine bu Kanuna aykırı olmayan kısımlarının uygulanması öngörülmektedir.

Bu maddenin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi 1086 sayılı Kanunun sadece temyize ilişkin hükümlerinin geçici olarak uygulama olanağı bulunmakta olup; ayrıca 6100 sayılı Yasaya göre de, bir geçici hukuki koruma müessesesi olan ihtiyati tedbir kararları hakkında bölge adliye mahkemeleri için öngörülen Kanun yolunun, yasal bir dayanak olmadan temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş gerekçelerine uygun bir sonuç olmayacaktır.

Kaldı ki Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı HUMK’nun 6100 sayılı HMK.na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı ön görüldüğünden, oysa 1086 sayılı Yasada da ihtiyati tedbir kararlarına karşı temyiz yolu kapalı bulunduğuna göre bu kararların temyizen incelenmesinin yasal dayanağının bulunmadığı izahtan varestedir…”

Boşanmada Uyuşmazlık Konusu Olmayan Araç ve Taşınmazlar Üzerine İhtiyati Tedbir Konulamayacağına İlişkin

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/25556 E. 2014/577 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Boşanma ve ayrılık davası açınca alınabilecek tedbirler Türk Medeni Kanununun 169. maddesinde gösterilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389/1. maddesine göre ancak uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir.

Davacının boşanma davasındaki, boşanmaya karar verilmesi halinde hükmedilmesi muhtemel olan boşanmaya bağlı ikincil nitelikteki tazminat ve nafaka hakkının elde edilmesini temin etmek için de olsa bu davada uyuşmazlık konusu olmayan davalı adına kayıtlı araç ve taşınmazlar üzerine tedbir konulamaz. Davalı tarafından yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan davalının itirazının reddi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir….”

Boşanma Davasında Tazminat ve Nafaka Nedeniyle Erkeğin Emekli İkramiyesine Tedbir Konulamayacağına İlişkin

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/28472 E. 2015/13674 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“… Boşanma ve ayrılık davası açılınca alınabilecek tedbirler 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 169. maddesinde gösterilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre sadece uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir (H.M.K. madde 389/1).

Davacının boşanma davasındaki boşanmaya karar verilmesi halinde hükmedilmesi mümkün olan boşanmaya bağlı tazminat ve nafaka haklarının elde edilmesini temin etmek için de olsa davaya konu olmayan davalı erkeğin emekli ikramiyesi üzerine tedbir konulamaz. Bu husus nazara alınmadan davalı erkeğin emekli ikramiyesi üzerine ihtiyati tedbir konulması doğru değildir…”

Katkı Payı Alacağı Davasında Davanın Konusu Taşınmaz ve Araçlar Oluşturacağından, Koşulları Varsa Bunlara Tedbir Konulması Gerektiğine İlişkin

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/1742 E. 2012/1778 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Anılan yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafın dava ile elde edebileceği alacağı güvence altına alma amacı ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, dava konusu tapınmaz ve araçların fazla miktarda olmasına rağmen talebin niteliği gereği elde edilebilecek alacak miktarı gözetilerek bir adet taşınmaz ve iki adet araçla ilgili ihtiyati tedbir istendiği,

gerek tapu gerek trafik tescil kayıtlan üzerine konacak olan tedbir sebebiyle davalı taraf mağdur olmayacağı gibi tedbir istenen taşınmaz ve araçların dava sırasında devredilmeleri halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlanabileceği yada tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar da doğabileceği endişesi de gözetilerek,

mahkeme gerekçesinde belirtildiğinin aksine tedbire konu taşınmaz ve araçların da dava konusu olmaları karşısında tarafların menfaat dengesi ve ihtiyati tedbirin amacı birlikte düşünüldüğünde davacının-ihtiyati tedbir talebinin HMK.’nun 389 ve devamı maddeleri dikkate alınarak 391/3. maddesi gereğince kabulü ile isteğin taşınmaz ve araçların sicil kayıtlarına başkasına devirlerinin önlenmesi yönünden davalı oldukları bildirilerek geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati tedbir kararı konulması gerekirken yazılı şekilde reddedilmiş olması doğru olmamıştır…”

Hakkın Elde Edilmesinin Önemli Ölçüde Zorlaşacağı Ya Da Tamamen İmkânsız Hale Geleceği Açık Olması Halinde İhtiyati Tedbir Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2013/9344 E. 2014/68 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Bu durumda mahkemece, ayakta olduğunun tespiti istenilen inşaat sözleşmesine konu taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmemesi durumunda, diğer bir deyişle taşınmazların arsa sahibi davalı tarafından üçüncü kişilere devredilme olasılığına göre davacı yüklenici yönünden HMK’nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceği açık olduğundan, davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek, taşınmaz mülkiyetiyle ilgili ihtilaf olmadığına dair hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirmeye dayanılarak talebin reddi doğru olmamıştır…”

İcra Takibinin Tedbiren Durdurulması HMK Anlamında İhtiyati Tedbir Olmadığı ve İİK Hükümlerine Tabi Olduğundan Dolayı, Bu Kararın İstinaf Edilemeyeceğine İlişkin

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2016/378 E. 2016/355 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…İcra Mahkemesinde verilmiş olan takibin tedbiren durdurulması talebinin reddine ilişkin kararın ise İİK’dan kaynaklanan bir tedbir olup, HMK 389 – 399. maddeler arasında düzenlenmiş tedbir niteliği taşımadığından verilen ara kararına yönelik olarak istinaf yoluna gidilmesi mümkün değildir.

Davaya konu somut olayda; davacı vekili tarafından Balıkesir 2. İcra Müdürlüğünün 2016/881 esas sayılı dosyasında müdürlükçe alınan 18.10.2016 tarihli kararın kaldırılması ve takibin tedbiren durdurulması istenmiş olup, mahkemece 21.10.2016 tarihinde tedbir isteminin reddine karar verildiği, verilen bu kararın İİK hükümleri kapsamında verilmiş bir tedbir kararı olduğu ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir…”







Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön