HUKUKSAL YARDIM

İstirdat Davası(Geri Alma Davası)

İstirdat davası(geri alma davası), borçlunun kendisine karşı başlatılmış olan icra takibi nedeniyle, ödemiş olduğu para bulunmaktaysa gündeme gelmektedir. İstardat davası, borçlar hukukundaki sebepsiz zenginleşme davasının takip hukukundaki özel uygulama biçimidir.

İstirdat Davası Açılabilmesinin Koşulları

1-İcra Takibi Sırasında Paranın Ödenmesi

Bu davanın açılabilmesi için, paranın takibin başlatıldığı icra dairesine ödenmiş olması gerekmektedir. İcra dairesine bu şekilde ödenmiş takip borcunun, ayrıca icra dairesince alacaklıya verilmiş olması şart değildir.

2-Paranın Cebri İcra Tehdidi Sebebiyle Ödenmesi

Paranın cebri icra tehdidi nedeniyle ödenmiş sayılması için, takip kesinleştikten sonra takip borçlusunca para ödenmelidir.

Dolayısıyla icra takibine borçlunun hiç itiraz etmeyerek veya itiraz etmesine karşın icra mahkemesince verilen itirazın kesin kaldırılması kararı yahut itirazın geçici kaldırılması kararından sonra takip borçlusu tarafından borçtan kurtulma davası açılmaması sebebiyle, takibin kesinleşmiş olması halinde, istirdat davası açılabilecektir. İtirazın iptaliyle takibin kesinleşmesi halinde, davayı açmak mümkün değildir. Zira itirazın iptali kararı genel mahkemelerde görülmesi sebebiyle, kesin hüküm niteliğindedir.

İtirazın iptali davası ile verilecek karar kesin hüküm olması nedeniyle, bu karardan sonra davanın açılması halinde dava şartı yokluğundan dava reddedilecektir.

“İlamsız Takipte İtirazın Kaldırılması” , “İtirazın İptali Davası ve Verilecek Kararlar” ile “Kesin Hüküm ve Doğurduğu Sonuçlar” başlıklı yazılarımızı okuyarak bu konular hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

İtirazın geçici kaldırılması kararından sonra yedi gün içinde borçlunun, borçtan kurtulma davası açması ve bu davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle takip borcunu ödemek zorunda kalması halinde geri alma davasını açamayacaktır. Zira borçtan kurtulması davası sonucunda verilecek kararın da kesin hüküm niteliğinde olmasından dolayı, davanın açılması halinde, dava şartı yokluğundan dava reddedilecektir.

Bunun yanında takip borçlusunun parayı, icra takibe itiraz etme süresi içinde ödemiş olması halinde, cebri icra tehdidi altında borcu ödemiş olmaması sebebiyle istirdat davası açması mümkün değildir. Bu halde ancak Türk Borçlar Kanunu m.78’ e göre sebepsiz zenginleşme davası açabilecektir.

3-Gerçekte Borçlu Olmadığı Halde Paranın Ödenmesi

İstirdat davasının kabulüne karar verilebilmesi, borçlunun maddi hukuk bakımından(gerçekte, aslında) borçlu olmadığı ispat edebilmesine bağlıdır.

Örnek olarak icra takibinden önce borcun ödenmiş olması, takibin dayanağı sözleşmenin geçersiz olması yahut sonlandırılmış olması, takip konusu senedin bedelsiz olması vb. durumlar verilebilir.

Ancak zamanaşımına uğramış borcun zamanaşımı definde bulunmayarak ödenmesi halinde, davanın kabülüne karar verilmesi mümkün değildir. Zira TBK m.78/2, “Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.” hükmüne amirdir.

Buna karşılık; borçlu icra takibine itiraz ederken ve icra mahkemesince itiraz kesin kaldırılması talebi görülmekte iken, haklı bir şekilde zamanaşımı definde bulunmuş olmasına rağmen zamanaşımı definin yerinde bulunmayarak takibin devamına karar verilip takibin kesinleşmesi durumunda, zamanaşımı nedeniyle geri alma davasının kabulüne karar verilecektir.

Türk Borçlar Kanunu uyarınca sebepsiz zenginleşme davasında davacı, borçlu olduğuna sanarak borcu ödediğini kanıtlamalıdır. Ancak istirdat davasında, borçlunun borçlu olduğunu sandığını kanıtlamasına gerek bulunmayıp, salt olarak gerçekte ödemiş olduğu borcun mevcut olmadığını kanıtlaması yeterli olacaktır.

İstirdat Davası Açma Süresi

Davayı açma süresi bir yıl olup, bu süre hak düşürücü süredir. Dolayısıyla taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile, davanın yargılamasını yapan mahkemece kendiliğinden süresinde davanın açılıp açılmadığı incelenecektir.

İstirdat Davasında(Geri Alma Davasında) Görevli ve Yetkili Mahkeme Nedir? Dava Kime Karşı Açılır?

Dava genel mahkemelerde görülür. Davada genel görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesidir. Kira sözleşmesine ilişkin alacaklar bakımından görevli mahkeme, sulh hukuk mahkemesi olacaktır. Bunun dışında kanunda özel görevli mahkeme öngörülmüşse, öngörülen özel mahkeme görevli olacaktır. Örneğin davanın ticari dava niteliğinde olması halinde asliye ticaret mahkemesi, Kanunda iş mahkemelerinin görevli olduğu öngörülmüşse iş mahkemesi görevli olacaktır.

İİK m.72/8’e göre dava, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Dava icra takibinin alacaklısına karşı açılacaktır.

İstirdat Davası(Geri Alma Davası) Sonucu Verilecek Kararlar

1-İstirdat Davasının Kabulü

Davanın kabulü halinde, icra takibinin konu alacak miktarı ile birlikte takip harç ve giderlerinin  takip alacaklısından alınıp takip borçlusuna(istirdat davasının davacısına) ödenmesine karar verilir.

Davanın kabulü halinde, asgari %20 icra tazminatına hükmedilmez.

2-İstirdat Davasının Reddi

Dava ret edilirse, takip borçlusu yargılama giderlerinden dolayı sorumlu olacaktır.

Davanın reddi halinde, asgari %20 icra tazminatına hükmedilmez.

Menfi Tespit Davasının Görülmesi Sırasında Ödeme Yapılırsa İstirdat Davası Açılabilir Mi?

Kesinleşmiş olan icra takibine ilişkin menfi tespit davası açılmış ve takibin durdurulması yönelik tedbir alınmamışken, takip borçlusunun ödeme yapmak zorunda kalması halinde, İİK m.72/6 uyarınca dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşecektir.

Yargıtay Kararları

Takip Borçlusu Olmayan Üçüncü Kişilerin Dosyaya Yapmış Olduğu Ödemeleri İstirdat Davası İle Talep Edemeyeceğine İlişkin

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/1025 E. 2018/6659 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…davacı tarafın temel iddiasının dava dışı takip borçlusu ile herhangi bir hukuki irtibatı bulunmadığı halde kendi … yerinde haciz yapılacağından endişe ederek ve bu haciz baskısı altında üçüncü kişinin borcunu ödemek zorunda kaldığı olduğu, somut olayda davacının fiili bir müzayaka altında olduğu kabul edilmesi gerektiği,

davacının borçlu olmadığı, yahut borçlu ile fiili – hukuki münasebeti bulunmadığı durumlarda haksız haciz işlemini engellemek için geçici bir ödeme yapmış olması makul ve olağan olduğu, ancak davacı tarafın yaptığı ödeme bu kapsamda değerlendirilmekten uzak bulunduğu, ödeme anında davacı üzerinde fiili bir haciz baskısı olmadığı, davacının … yerinde menkul haczine ilişkin 12/08/2015 tarihli tutanaktan yirmi gün kadar geçtikten sonra da banka hesabına havale yapmak suretiyle ödeme yaptığı,

davacının bu havale işlemi sırasında herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği ve istihkak davasının sonucunun beklenmediğinden yaptığı ödeme üçüncü kişinin borcunu ödeme kapsamında kabul ederek bu bedeli ödeme yaptığı kişiden değil borcunu kapattığı dava dışı ve takip borçlusu … Kulüp Spor Faaliyetleri Dış Ticaret Ltd. Şti.’den talep etmesi gerektiğinden davanın reddine karar vermiş, karar davacı vekilince eksik inceleme nedeniyle bozulması talep edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacının haciz tehditi altında ödediğini beyan ettiği haczin 14:10 itibariyle sona erdiği ve fakat ödeme yapılan havale saatinin 16:32 itibariyle yapılmış olup her hangi bir ihtirazi kayıt da konulmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA…”

 

İcra Takibine İtiraz Etmemiş Olmanın Borcun Kabulü Anlamına Gelmeyeceği ve Bu Durumda Geri Alma Davası Açılabileceğine İlişkin

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/9422 E. 2018/718 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…İstirdat davası, İcra ve İflâs Kanununda düzenlenmiş olmasına rağmen, uyuşmazlığı maddi hukuk bakımından sona erdirme amacına yönelik bir davadır. (Kuru, B. a.g.e, s. 235, HGK’nın 03.02.1982 gün, 1982/1347-73 sayılı Kararı) Bir eda davası olan bu dava, nitelikçe sebepsiz iktisap davasına benzemektedir. Ne var ki, burada borçlu, kendini borçlu sanarak hataen ödeme yaptığını ispatla yükümlü değildir.

Bunun nedeni, ödemenin icra zoru ile yapılmış olmasıdır. İstirdat davasının amacı, davacının ödeme emrine itiraz etmemesi ya da edip de itirazın kaldırılmış olması sebebiyle aleyhine kesinleşen icra kovuşturması dolayısıyla, cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı ve fakat gerçekte borçlu olmadığı bir paranın geri alınmasını sağlamaktır.

Çünkü, ödeme emrine zamanında itiraz edilmemesi ya da edilip de itirazın kaldırılması üzerine ödeme emrinde yazılı miktarın ödenmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, sadece icra hukuku yönünden sonuçlanır. Maddi hukuk yönünden ise uyuşmazlık kesin olarak sona ermiş olmaz.

Somut olayda, davacı işveren borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını iddia etmiş, davalı işçi davalı işverenin tacir olduğunu ve ilamsız icra takibinde açıkça yazılı işçilik alacaklarına itiraz etmemesinin bu alacakları kabul ettiğini gösterdiğinden davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece istirdatı istenen ödemeye ilişkin ilamsız icra takibine davacının itiraz etme imkanı varken itiraz etmemesinin borcu kabul anlamına geldiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de ödeme emrine itiraz edilmemesi ile alacağın icra hukuku yönünden kesinleşeceği, maddi hukuk yönünden ise uyuşmazlığın kesin olarak sona ermeyeceği düşünüldüğünde kararın isabetli olmadığı anlaşılmış olup tarafların delileri toplanarak işin esasına girip bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…”

 

Geri Alma Davasında Ödeme Tarihinden İtibaren Faize Hükmedilmesi Gerektiğine ilişkin

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/4266 E. 2018/1832 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Dava icra takibi nedeniyle istirdat davası olup, davacı dava dilekçesinde ihtirazi kayıtla yatırdığı paranın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle istirdatını istemiştir. Mahkemece dava kabul edilmiş, icra müdürlüğüne yatırılan paranın istirdatına karar verilmiş faiz hususunda ise karar verilmemiştir.

Davacı hükmü faiz yönünden temyiz etmiştir. Menfi tespit nedeniyle istirdat davalarında istirdata karar verilmesi halinde ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Faiz hususunda karar verilmemiş olması yerel mahkeme kararının bozulmasını gerektirmişse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinin “31.239.00 TL’nin” bölümünden sonra gelmekle “11.12.2012 tarihi olan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte” ibaresinin eklenmesiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir…”

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön