HUKUKSAL YARDIM

Davadan Feragat ve Davanın Geri Alınması

Davadan feragat ve davanın geri alınması doğuracağı sonuçlar bakımından birbirinden çok ayrı olan iki kurumdur. Dolayısıyla davadan feragat ile davanın geri alınması (davadan vazgeçme) arasındaki farkların bilinmesi hak kayıplarının yaşanmaması açısından büyük ehemmiyet taşımaktadır.

Davadan Feragat ve Davanın Geri Alınması Arasındaki Farklar

Davadan Feragat

Davadan feragat edilmesiyle birlikte taraf talep sonucundan kesin olarak vazgeçmiş olur. Dolayısıyla feragat, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.312/1’e göre, kesin hüküm gibi sonuç doğurması nedeniyle feragat sonrasında aynı konu ve talepte bulunmak mümkün olmayacaktır. Davacı feragat etmekle dava konusu haktan ileride yeniden talep edemeyecek şekilde vazgeçmiş olmaktadır.

Nitekim yeniden aynı talebi içeren bir dava açılması halinde kesin hüküm varlığı sebebiyle dava ret edilecektir. Yine bahsedilen madde hükmüne göre, feragat halinde feragat eden kişi aleyhine yargılama giderlerine ve karşın yan davayı vekil ile takip ediyorsa vekalet ücretine hüküm olunacaktır. Feragat ile “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı” kararı verilecektir. Davadan feragat edebilmek için karşı tarafın rızasının alınmasına gerek bulunmamaktadır. Davadan feragatte, davaya vekalette özel yetki verilmesi gerekir.

Davadan feragat hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

Davanın Geri Alınması(Davadan Vazgeçmek)

Davanın geri alınması yani davadan vazgeçmede ise, kişi talep sonucundan vazgeçmemektedir. Yani aynı konu ve istemde davanın geri alınmasından sonra mahkemelerden talepte bulunabilecektir. Davanın geri alınmasıyla dava hiç açılmamış sayılacağı ve davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği için kesin hüküm varlığından söz edilemeyecek olması sebebiyle bu şekilde yeniden mahkemelerde aynı konuyla ilgili olarak aynı talepte bulunması mümkün olacaktır.

Davanın geri alınmasıyla davacı talebinden şimdilik vazgeçmekte olup, dava konusu hakkından vazgeçmemektedir. Dava konusu hakkını ileride açacağı bir dava ile yeniden talep edebilecektir. Davanın geri alınması halinde, davacı aleyhine yargılama giderlerine hüküm olunsa bile taraflar aleyhine vekalet ücretine hüküm olunmayacaktır. Ancak davacının davasını geri alabilmesi için HMK m.123’e göre, karşı yanın rızasını alması gerekmektedir. Davanın geri alınması ve geri almaya rıza gösterilmesi, davaya vekaletin kanuni kapsamı içerisindedir. Davanın geri alınması için vekalette, ayrıca özel yetki verilmesi gerekmez.

Görüldüğü üzere davadan feragat ile davanın geri alınması birbirinden çok daha farklı sonuçlar doğurmakta olup, ikisi arasında seçim yapılırken hak kayıplarına sebebiyet vermemek için dikkatli davranmak gerekmektedir.

YARGITAY KARARLARI

Hizmet Tespiti Davasında Davacının Davadan Feragat Edilemeyeceğin Ancak Davanın Geri Alınacağına İlişkin Olarak

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2018/7140 E. 2019/4642 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ve 5510 sayılı Kanunun 7 ve 8. maddelerinde çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlüklerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönünde düzenleme yapılmış olmakla, buna göre sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir ve kişiler ile sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü de, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından 6100 sayılı Kanun hükümleri kapsamında feragat olanaksız olduğu gibi sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da feragat edilemez. Ancak, anılan Kanunun 123. maddesinde düzenlenen hak kullanılabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkı saklı tutularak, davalının açık rızası ile dava geri alınabilir veya 150. maddede öngörülen hak ve olanaktan yararlanılarak dava takip edilmeyip yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucu elde edilebilir…”

Davanın Geri Alınmasının Davadan Feragat Şeklinde Yorumlanmaması Gerektiğine İlişkin

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2017/2578 E. 2019/2024 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…HMK’nın 123. (HUMK’nın 185.) maddesine göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. HMK’nın 307. (HUMK’nın 91.) maddesinde “Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.” biçiminde tanımlanan davadan feragat iradesi hakkın özüne ilişkin ve kesin hüküm sonuçlarını doğuran, açık ve kolay anlaşılabilir bir ifade ile yapılmış, kayıtsız ve şartsız olarak talep sonucundan vazgeçmeyi ifade eden, başka anlamlara gelmediğinde duraksama olmayan bir beyan şeklinde olmalıdır. HMK’nın 123. (HUMK’nın 185.) maddesi uyarınca davanın geri alınması (davayı takipten sarfınazar edilmesi), dava açma hakkının ileriye bırakılması ve saklı tutulması amacıyla yapılmakta, hakkın özünden vazgeçilmemektedir. Böyle bir beyanın geçerli bir hukuki sonuç doğurabilmesi, davalı yanın buna açıkça muvafakat etmiş olmasına bağlıdır. Atiye terk halinde, karar vermeye yer olmadığına kararı ile mahkemenin davadan elini çekmesi gerekmekte olup, davanın derdest halde kalması söz konusu değildir. Davacının atiye terk ettiği bir davayı yeni bir dava açmadan ayakta tutmayı sağlaması olanağı bulunmamaktadır.
 
Birleşen davada davacı vekili, 03.02.2009 tarihli duruşmada 6 no’lu bağımsız bölüm yönünden, talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davadan vazgeçtiklerini açıklamış, mahkemece bu beyana dayalı olarak 6 no’lu bağımsız bölüm için davanın feragat edildiği gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin beyanının HMK’nın 123. (HUMK’nın 185/1.) maddesinde düzenlenen davayı takipten sarfınazar anlamına geldiği ve bunun ancak davalının muvafakati ile yapılabileceği gözardı edilerek, davalıların muvafakati alınmadan, davacı vekilinin beyanı davadan feragat şeklinde yorumlanıp, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır…”

Davadan Vazgeçiyoruz ve Davanın Atiye Bırakılması Talep Ediyoruz Şeklindeki Beyanların Davanın Geri Alınması Olarak Değerlendirilmesi Gerektiğine İlişkin

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/5969 E. 2018/32 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

…Dava, …Ana Okulu adına davalı bankanın … Şubesinde açılan hesap üzerinde davacının tasarruf yetkisinin bulunduğunun tespiti ile hesaptaki paranın davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili 20.01.2016 tarihli celsede “davanın konusuz kalması nedeniyle davamızdan vazgeçiyoruz” şeklinde beyanda bulunmuş olup beyanını imzası ile tevsik etmiştir. Davacı vekilinin bu beyanı 6100 sayılı HMK’nın 307 vd. maddelerinde tanımlandığı biçimiyle davadan ve hakkın özünden açıkça bir feragat vasfında olmayıp aynı Kanunun 123’üncü maddesinde düzenlenen davayı geri alma niteliğindedir. Bu itibarla, mahkemece, davacı vekilinin beyanının HMK’nın 123’üncü maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeksizin karar gerekçesinde feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğinin belirtilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kararın bu yönden davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/10048 E. 2017/7791 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Davacı kadın vekili 24.02.2016 tarihli duruşmada bir kısım eşya talepleri hakkında davayı atiye bıraktıklarını beyan etmiş, mahkemece de davacının eşya talebinin atiye bırakılmasına karar verilmiştir. 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlükte olduğu dönemde, uygulamada davanın geri alınması kavramı yerine, davayı takipten sarfınazar etmek, davayı takipten vazgeçmek, “davanın atiye bırakılması” tabirleri de kullanılmıştır. Davanın geri alınması, ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak davanın geri alınmasıdır. Burada, davacı talep ettiği haktan feragat etmemektedir. Davacının davasını geri alabilmesi için davalının rızası şarttır (HMK m.123). Davanın geri alınması durumunda dava hiç açılmamış sayılır ve mahkemece “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilir.

Davacının davasını geri almasına davalı rıza göstermemişse, davaya devam edilmeli ve talep hakkında esastan bir karar verilmelidir. Yukarıda da belirtildiği üzere, uygulamada ve özellikle avukatlar arasında, davanın geri alınması yerine davanın atiye bırakılması tabiri kullanılmakta olup, bu tabirin hukuki açıdan hiçbir hükmü yoktur. Davacı vekilinin “atiye bırakma” isteği Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınması isteği olup, davalının davanın geri alınmasına rızasının olup olmadığı tespit edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”

Davalının Davanın Geri Alınmasını Kabul Etmemesi Halinde Davanın Geri Alınmasının Davadan Feragat Olarak Değerlendirilemeyeceğine İlişkin

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/23689 E. 2017/2951 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Davacı kadın adli yardımdan atanan avukatın boşanma davası açtığını bilmediğini, kendisinin yanlış anlaşılma nedeniyle yanılgıya düşerek eldeki davayı ikame ettiğini, bu nedenle davasını takipten vazgeçtiğini ve açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf ise eğer bu talebin mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123. maddesinde yazılı davanın geri alınması olduğu düşünülmesi halinde davanın geri alınmasına muvafakat etmediklerini, ancak bu talebin feragat niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmiş, mahkemece de davanın geri alma nedeniyle davanın baştan itibaren açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

Hukuk sistemimizde davanın geri alınması diye bir müessese yoktur. Davanın geri alınması davayı takipten vazgeçmedir. Davanın geri alınarak takipten vazgeçilmesi de ancak karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür (6100 s. HMK m.123, 1086 s. HUMK m.185/1). Davacı kadının beyanı davadan feragat olarak da değerlendirilemez. Zira, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi niteliğinde olan davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması, kanun gereğidir (HMK m.309/4). Davacı hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir (HMK m.123). O halde, geri almaya davalının rızasının da bulunmadığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir…”

Dava Dilekçesi Verildikten Sonra Dava Dilekçesi Tebliğ Edilmeden Önce Bile Karşı Tarafın Davaya Katılımı Sağlanıp Rızası Alınmadan Davanın Geri Alınamayacağı

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/5694 E. 2018/4888 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…-Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda davanın atiye bırakılması şeklinde bir kavrama yer verilmemiştir. Davanın atiye bırakılması ifadesinden anlaşılması gereken, mülga 1086 sayılı Kanun’un 185/… maddesinde, 6100 sayılı Kanunun ise 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınmasıdır. Her iki Kanunda düzenlendiği üzere, davanın geri alınmasının hukuki sonuç doğurabilmesi karşı tarafın açık kabulüne bağlıdır.

Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, hakediş alacağı ifadesiyle talep ettiği alacağa yönelik davasını davalılar … ve … bakımından atiye bıraktığını bildirmiştir. Mahkemece davanın geri alınmasına karşı, bahsi geçen davalılara beyanı sorulmamıştır. Anılan sebeple, öncelikle davalılar … ve …’a dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edilerek davalıların yargılamaya katılımı ve taraf teşkili sağlanmalı, sonrasında davanın geri alınmasına muvafakatlarının bulunup bulunmadığı sorulmalıdır….”

Davalı Yanın Davanın Geri Alınmasına Rızası Olmaması Halinde Davanın Yargılanması Devam Edilmesi Gerekliliği

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2012/8130 E. 2012/9152 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Davanın geri alınması kurumuna ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı, 19.10.2011 tarihli oturumda davanın atiye bırakılmasını istemiştir. Davalı muvafakat etmemesine rağmen mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. HUMK’nun 185/1. (6100 sayılı HMK 123) maddesine göre davalının rızası olmaksızın davacı davasını takipten sarfınazar edemez. Davalı tarafın muvafakati bulunmadığından mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken HUMK’nun 409. maddesi gereğince dava başvuruya bırakılmış gibi davanın açılmamış sayılmasına şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir…”

 

Davadan feragat ve davanın geri alınması kurumları arasında tercih yapılacakken hak kaybı yaşamamak amacıyla bir avukat yardımından yararlanmanız tavsiye edilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön