Tutuklama, Şartları ve Süresi

Tutuklama, şüpheli veya sanığın suç işlediğine ilişkin kuvvetli şüphe bulunması halinde; soruşturma ve kovuşturma aşamasında,hüküm verilmeden önce hakim veya mahkeme kararıyla özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.

Tutuklama, kişinin özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle, ileride telafisi güç zararlar meydana getirebilir. Bu yüzden kişi hakkında tutuklamaya karar verilebilmesi için kişinin suçu işlediği hususunda kuvvetli şüphe bulunması zorunludur.

Zira Anayasa m.19/4’e göre, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir.

Nitekim tutuklama tedbirine son çare olarak başvurulacak olup, kişi hakkında basit şüphe bulunması durumunda bu tedbire başvurulmaması daha doğru olacaktır. Tutuklama yerine adli kontrol kararı verilmesinin yeterli olduğu hallerde, adli kontrol kararı adlı yazımızda detaylı olarak anlatılmış olan adli kontrol tedbirine başvurulması adli kontrolde kişinin özgürlüğünün tutuklama kadar katı bir şekilde kısıtlanmaması sebebiyle uygun düşecektir.

               

Tutuklamanın Şartları

Tutuklama kişi özgürlüğüne mutlak surette müdahale etmesi nedeniyle, tutuklama kararı alelade bir şekilde verilmemeli; belirli şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu sebeple tutuklama için gerçekleşmesi gereken durumlar Kanunda belirtilmiştir. Tutuklama kararı verilebilmesi için gerçekleşmesi gereken şartlar iki başlık altında toplanabilir. Buna göre tutuklama kararı verilebilmesi için;

  • Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması,
  • Tutuklama nedenlerinden birinin varlığı gerekir.

 

 

Kuvvetli Suç Şüphesi

Ceza Muhakemesi Kanunu m.100/1’e göre kişi hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığı için kuvvetli suç şüphesini oluşturacak somut delillerin bulunması gerekir. Kuvvetli suç şüphesi, şüpheli veya sanığın suçu işlediğinin yüksek ihtimal dahilinde olmasıdır. Yani kişinin yargılanması sonunda üzerine isnat edilen suçtan dolayı mahkum olması, kuvvetle muhtemel olmalıdır.

Şüpheli hakkında kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphenin varlığı yeterlidir. Ancak kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için, yeterli şüpheden daha yüksek olan kuvvetli şüphenin varlığı gerekmektedir.

 

Tutuklama Nedenlerinden Birinin Varlığı

Kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesiyle birlikte tutuklama nedenlerinin de bulunması gerekir. CMK m.100/2’ye göre, tutuklama nedenlerine esas teşkil eden ve gerçekleşmesinde kuvvetli şüphe bulunması gereken iki durum vardır:

  • Şüpheli veya sanığın kaçma ihtimali,
  • Şüpheli veya sanığın delilleri karartma ihtimali.

Bu durumlardan birinin bulunması halinde, tutuklama nedeninin var olduğu kabul edilecektir.

Şüpheli ve Sanığın Kaçma İhtimali

Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa tutuklama nedeni bulunacaktır. Ancak bu hususların bulunduğu basit bir şüpheye dayanmamalı, şüpheli ve sanığın kaçma ihtimali somut olgulara dayanmalıdır.

Şüpheli veya Sanığın Delilleri Karartma İhtimali

CMK m.100/2’ye göre delilleri karartma ihtimalinin tutuklama nedeni sayılabilmesi için, kişinin davranışlarıyla delilleri karartma konusunda kuvvetli şüphe oluşturması gerekmektedir. Bu nedenin varlığının meydana gelmesi için kişinin davranışlarıyla oluşturacağı ve gerçekleşmesi hususunda kuvvetli şüphe bulunması gereken durumlar şunlardır:

  • Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
  • Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma.

Bununla beraber kanunda, bazı suçların işlendiğine dair kişi hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunması halinde tutuklama nedenlerin var sayılabileceği belirtilmiştir.

Tutuklama Nedeninin Var Sayılabileceği Suçlar

  • Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
  • Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  • Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
  • İşkence (madde 94, 95)
  • Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  • Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  • Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
  • Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
  • Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
  • 7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
  • 6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
  • 7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
  • 7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar,
  • 8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları,
  • 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar,
  • 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.

 

Tutuklama Kararı Verilemeyecek Suçlar

CMK m.100/4 hükmü gereği, sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

 

Tutuklama Kararı Nasıl ve Kim Tarafından Verilir

Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir.

Cumhuriyet Savcısının istemlerinde mutlaka, gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. Hükmün lafzından anlaşılacağı üzere tutuklama kararı yerine adli kontrol kararı vermek daha öncelikli olacaktır. Dolayısıyla tutuklama tedbirine son çare olarak başvurulması gerekmektedir.

               

Nitekim bu hususa, Anayasa Mahkemesi 2016/30220 Başvuru Numarası 29/05/2019 karar tarihli kararıyla, “ Ayrıca tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunun söylenebilmesi için tutuklamaya alternatif diğer koruma tedbirlerinin yeterli olmaması gerekir. Bu çerçevede -tutuklamaya göre temel hak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan- adli kontrol yükümlülüklerinin ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından yeterli olması hâlinde tutuklama tedbirine başvurulmamalıdır. Nitekim bu hususa 5271 sayılı Kanun’un 101. maddesinin (1) numaralı fıkrasında işaret edilmiştir (Halas Aslan, § 79).” şeklinde değinilmiştir.

Kişi hakkında tahliye dışında verilecek olan kararlarda; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Karar tutuklanmasına karar verilen kişiye sözlü olarak bildirilir. Kararın bir örneği verilerek, bu husus kararda belirtilir. Dolayısıyla tutukluluk kararına şüpheli veya sanığın yokluğunda hükmetmek mümkün değildir.

Tutuklama kararlarına itiraz edilebilecektir.(CMK m.101/5)

Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.(CMK m.101/3)

Tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılır.(CMK m.101/4)

 

Tutuklulukta Geçecek Süre

               

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda tutukluluk süresi bir yıldır. Bu süre zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilmek suretiyle 6 ay daha uzatılabilir.(CMK m.102/1)

Ağır ceza mahkemesinin görevi giren yargılamalarda ise, tutukluluk süresi iki yıldır. Bu süre yine zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilmek suretiyle; uzatılabilir. Uzatma süresi toplamda üç yılı geçemez. Ancak Türk Ceza Kanununda; Devletin güvenliğine karşı suçlar,Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar, Milli Savunmaya Karşı Suçlar, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk başlıkları altında düzenlenen suçlarla birlikte 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.

Bu şekilde uzatma kararı verilebilmesi için karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alınması gerekir.

Yine uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama şartlarının bulunup bulunmadığı ve tutuklama tedbirine başvurmanın zorunlu olup olmadığı unsuru açısından Anayasa Mahkemesi 2014/2430 Başvuru Numaralı 29/06/2016 karar tarihli kararıyla, “Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda, tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir” şeklinde açıklamada bulunmuştur.

Cumhuriyet Savcısının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi

Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler.

Soruşturma evresinde ise, Cumhuriyet savcısının tek başına şüpheliyi serbest bırakma yetkisi vardır. CMK m.103/2’ye göre, Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır.

Bununla beraber kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.

 

Şüpheli veya Sanığın Tahliye İstemleri

Şüpheli ve sanık, her zaman tahliye isteminde bulunabilir.

Şüpheli ve sanığın tahliyesine hakim veya mahkeme tarafından karar verilir. Verilen kararlara itiraz edilebilir.(CMK m.104/2)

Dosyanın istinaf veya temyiz incelemesi aşamasında olduğunda tahliye istemine ilişkin karar, dosyanın bulunduğu merciye göre, bölge adliye mahkemesince yahut Yargıtay İlgili Dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilir.

Cumhuriyet Savcısınca Kararın Geri Alınması ve Şüpheli veya Sanığın Tahliye İstemleri Halinde Uygulanacak Usul

Cumhuriyet Savcısı kararın geri alınması, sanık veya şüpheli tahliye istemlerinde bulunduğu durumlarda; tahliye istemine ilişkin kararı verecek olacak mercice, Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşü alındıktan sonra, istem tarihinden itibaren üç gün içinde istemin kabulüne, reddine yahut adli kontrol uygulanmasına karar verilebilir.

Cumhuriyet savcısının şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını istemi hariç olmak üzere diğer istemler halinde, örgüt suçları kapsamında üç günlük süre yedi gün olarak uygulanır.

Duruşma dışında bu istemlerin talep edilmesi halinde Cumhuriyet savcısı, sanık veya şüphelinin görüşü alınmaz.

İstem üzerine verilecek kararlara itiraz edilebilir.

 

Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirmesi

Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.

Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.

Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.

Tutuklama Halinin Hakim veya Mahkemece Kendiliğinden İncelenmesi

Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişinin tutukevinde bulunduğu süre içerinde ve en geç otuzar günlük süreler içerisinde kişinin tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceğine ilişkin; tutuklama şartların varlığının gözetilmesi suretiyle karar verilecektir.

Yine kovuşturma aşamasında yargılama sırasındaki duruşmaların her birinde sanığın tutukluluk halinin devam edip etmeyeceğine ilişkin; tutuklama şartların varlığının gözetilmesi suretiyle karar verilecektir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön