İştirak Nafakası, Miktarı ve Miktarın Artırılması

Çocuk için iştirak nafakası hükmedilmesinin temel sebebi olan Türk Medeni Kanunu m.327’ye göre, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Madde lafzından anlaşılacağı üzere çocuğun giderleri sadece ana ve babaya yüklenmemiş olup, ana ve babanın birlikte giderleri karşılama yükümlülüğü vardır. Ancak maddede belirtilen “giderler ana ve baba tarafından karşılanır” hükmünün geçerliliği, ancak ana ve babanın geliri olması yani giderleri karşılayacak durumda olmasına bağlıdır. Dolayısıyla gelir sahibi olmayan ana veya babadan giderleri karşılaması talep edilemeyecektir.

Velayeti ana ve babada olan bir çocuk için, velayeti olmayan diğer ebeveynden iştirak nafakası talep edilebilmesinin bir dayanağını da, yukarıda belirtilmiş olan TMK m.327 oluşturmaktadır.

Ana ve Babanın Bakım Borcunun Süresi

TMK m.328’e göre, ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Maddenin ikinci fıkrasında, çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Bu bağlamda çocuğun velayeti elinde bulunmayan ana veya babanın iştirak nafakası ödeme borcu, çocuk ergin oluncaya kadar sürecektir. Ancak çocuk ergin olduğu halde eğitimine devam ediyorsa ödeme borcu, eğitim sona erinceye kadar devam edecektir. Fakat maddede belirtildiği üzere; bu halde velayeti elinde bulundurmayan ana veya baba, iştirak nafakası ödeme borcu “durum ve koşullara göre kendisinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere” şeklinde sınırlandırılmıştır.

Bu ölçünün belirlenmesinde, nafaka ödeyecek ana veya babanın çoçukla olan kişisel ilişkileri, sosyal ve ekonomik durumları esas alıncaktır. Bu ölçünün belirlenmesinde, aşağıda hakim tarafından nafaka miktarının takdiri başlığında irdelenen ölçütlerin bir kısmı dikkate alınacaktır.

İştirak Nafakası Davası

TMK Dava Hakkı başlıklı 329. Maddesi,

“Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.
Ayırtetme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hallerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir.
Ayırtetme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.”

Maddenin birinci fıkrasından anlaşılacağı üzere; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli olan giderleri harcayan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilecektir.

Ayırt etme gücüne sahip olmayan ve ergin olmayan küçük, kural olarak ana ve babanın velayeti altındadır. Ancak bazı durumlarda velayet görevini gereği gibi yapmaya ana ve babanın bulunması sebebiyle küçüğün nafaka davası maddenin 2. Fıkrasında belirtildiği gibi kayyım veya vasi tarafından da açılabilecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasında küçüğün ayırt etme gücüne sahip olması durumda küçüğün de, nafaka davası açabileceği belirtilmiştir. Bu şekilde küçüğün nafaka davası açma hakkı, küçüğün kendi başına kullanabileceği şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır.

Hakim Tarafından Nafaka Miktarının Takdiri

TMK m.330’ da nafaka miktarının takdirinde gözönünde bulundurulması gereken hususlar açıklanmıştır. Buna göre;

“Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur.
Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

Maddeye göre nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak durumlar;
• Çocuğun ihtiyaçları,
• Ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri,
• Çocuğun gelirleridir.

Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/5498 E. 2018/10545 K. sayılı kararında, “Türk Medeni Kanunu’nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür.İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir.” şeklinde ifade ederek iştirak nafakası miktarının nasıl belirleneceği açıklamıştır.

Keza Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/2775 E. 2019/4310 K. sayılı kararında “ Boşanma veya ayrılık halinde çocuk kendisine tevdii edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür ( TMK m. 182 ). Ancak velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması, mali gücü varsa söz konusu olur. Davalı kadının çalışmadığı, düzenli bir geliri ve mal varlığının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden davalı kadının velayeti babaya bırakılan ortak çocuklar için iştirak nafakası ile sorumlu tutulması doğru bulunmamıştır.” şeklinde ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/6806 E. 2018/15339 K. sayılı kararında “Boşanma veya aykırılık vukuunda çocuk kendisine tevdii edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür (TMK m.182). Ancak velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması, mali gücü varsa söz konusu olur. Davalı kadının dosya içerisindeki ekonomik ve sosyal araştırma tutanağına göre ev hanımı olduğu, düzenli bir geliri ve mal varlığının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden davalı kadının velayeti babaya bırakılan ortak çocuk için iştirak nafakası ile sorumlu tutulması doğru bulunmamıştır.” şeklinde açıklayarak aleyhine iştirak nafakası ödemesi hükmedilecek olacak tarafın ekonomik durumunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

Yine konuyla ilgili olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/819 E. 2017/1073 K. sayılı kararında, “…O halde, davalı babanın sosyal ve ekonomik durumunun ayrıntılı şekilde araştırılarak gelir durumunun tam ve sağlıklı bir şekilde saptanması sonrasında, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumları, ihtiyaçları, davacı annenin katkısı ve müşterek çocuklar için … devleti tarafından alınan yardımlar da dikkate alınarak, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre, çocuklar lehine uygun bir iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” şeklinde belirterek nafaka miktarının takdirinde hangi durumların değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise, nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğine karar verebileceği belirtilmiştir. Böylece lehine nafakaya hükmedilen taraf nafaka miktarının değişen sosyal ve ekonomik koşullara uyarlanması için, her seferinde dava açmak mecburiyetinde kalmayacaktır.

Durumun Değişmesi Halinde İştirak Nafakası Artırımı

Bununla beraber TMK m.331’ e göre, durumun değişmesi halinde hakim, istem halinde nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Dolayısıyla durumun değişmesi halinde taraf nafaka artırım davası açmak suretiyle belirlenen nafaka miktarının artırılmasını talep edebilecektir.

Zira Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/5498 E. 2018/10545 K. sayılı kararında, “Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık sekiz yıl süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır.Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır.O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır” şeklinde ifade etmek suretiyle nafaka artırım davası açılabileceğini ve hangi ölçüler dikkate alınarak nafaka miktarının yeniden tayin edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Geçici Önlemler

TMK m.332’ye göre, nafaka davası açılınca hakim, davacının istemi üzerine dava süresince gerekli olan önlemleri alır. Yine aynı maddenin ikinci fıkrasında soybağı tespit edilirse, davalının, uygun nafaka miktarını depo etmesine veya geçici olarak ödemesine karar verilebileceği belirtilmiştir.

Yargılama boyunca çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin karşılanabilmesi için kanun koyucu böyle bir madde düzenlemiştir. Zira yargılama boyunca çocuğun zaruri olan ihtiyaçların karşılanması gerekecektir. Maddenin birinci fıkrasından anlaşılacağı üzere, yargılama boyunca tedbir niteliğinde davacı lehine belirli bir miktarda iştirak nafakası ödenmesine hükmedilebilecektir.
İkinci fıkrada ise babalık davası ile çocuk ile baba arasında soybağı tespit edilip soybağı kurulmasına karar verilmesiyle, davalının uygun bir iştirak nafakası depo etmesine yahut geçici olarak ödemesine karar verilebileceği ifade edilmiştir. Davalının nafaka depo etmesine karar verilirse, davacıya nafaka ödenmeyecek olup nafaka alacakları depo edilen miktarla güvence altına alınmış olacaktır. Maddede “geçici olarak ödenmesine” şeklinde belirtilmesi nedeniyle soybağının gerçekle bağlantısı olmadığı durumda, ödenmiş nafakaların iadesi söz konusu olacaktır.

Babalığın Tespitinden Önce  İştirak Nafakasına Hükmedilmesi

TMK m.333’e göre, babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hakim, babalık olasılığı kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir.

Bu madde hükmüyle, TMK m.332/2 hükmü birbirine benzese de iki hükmü karıştırmamak gerekir. Zira TMK m.332/2 soybağı tespit edilirse, geçici olarak nafaka ödenmesine yahut belirli bir miktar nafakanın depo edilmesine karar verilebileceği belirtmektedir. Halbuki TMK m.333’de babalık davasıyla birlikte dava açılırken nafaka talep edilmesiyle beraber, babalık ihtimalinin kuvvetli olması halinde, hükümden önce nafakaya karar verilmesi söz konusu olur. TMK m.333’e göre hükümden önce nafakaya hükmedilebilmesi için;

• Babalık davası açılması,
• Nafaka talep edilmesi,
• Babalık olasılığının kuvvetli bulunması gerekmektedir.

Bu hususların mevcut olması halinde geçici önlem olarak nafakanın ödenmesine karar verebilecektir. Nafakaya karar verilmiş olması, geçici bir önlem olması nedeniyle, yargılamayla soybağının bulunmadığı kanısı oluştuğunda önlem kaldırılabilir veya değiştirilebilir. Dolayısıyla soybağının bulunmadığı sabit olduğunda, çocuk lehine hükmedilen nafakanın iadesi gündeme gelecektir.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön