Adli Kontrol Kararı, Şartları ve Süresi


Adli kontrol tedbiri, tutuklamanın aksine kişiyi özgürlüğünden yoksun kılmayacak şekilde belirli gözetim ve denetlemeleri barındıran bir kurumdur. Bu tedbirle birlikte şüpheli veya sanığın kaçması engellenirken aynı zamanda da şüpheli ve sanığın özgürlüğünden de mahrum kalmaması sağlanır. Nitekim şüpheli ve sanığın yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verilmesi halinde, kişinin ömrünün belirli bir kısmı cezaevinde geçmiş olacak ve cezaevinde geçen süre sebebiyle kişinin uğramış olduğu zararın tam olarak telafisi mümkün olmayacaktır. Tutuklama hakkında bilgi edinmek için şu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Adli kontrol tedbiri kimi zaman tek başına, kimi zaman tutuklamayla birlikte kimi zaman da tutuklamaya seçenek bir tedbir olarak gündeme gelecektir. Yani hakkında tutuklama kararı verilmiş bir kişi için aynı zamanda bu tedbir uygulanacak yahut kişinin tutuklanmasına karar verilmesi yerine kişi hakkında adli kontrol uygulanması daha yerinde görülecektir.

Tutuklama yerine seçenek tedbir olarak adli kontrol tedbiri uygulanması halinde, tedbirin amacı tutuklama tedbiriyle aynı olacaktır. Bu durumda da tedbirle amaçlanan husus, şüpheli veya sanığın kaçmasını ve delilleri karartmasını önlemek olacaktır.

Adli Kontrol Tedbiri Uygulanmasının Şartları

Tedbire başvurabilmek için, tutuklama tedbiri için öngörülen şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu bağlamda tutuklama tedbirine başvurulabilecek suçlardan başka bir suç işlediği şüphesi bulunması halinde de bu tedbire başvurulabilecek olmakla birlikte, tedbirin uygulanması için tutuklamada aranan şartların mevcut olması gerekecektir.

Her ne kadar adli kontrol tedbirine başvurabilmenin şartı olarak tutuklamanın koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmekte ise de; tutuklamaya yerine seçenek olarak adli kontrol tedbiri uygulanan suçlar dışındaki suçlara da bu tedbirin uygulanabilmesi için de tutuklamanın şartlarının var olması gerekecektir. Yani tutuklama tedbiri uygulanamayacak suçlarda da adli kontrol tedbiri uygulanabilmesi için, tutuklamanın koşullarının gerçekleşmiş olması aranacaktır.

Adli Kontrol Kararı Nasıl ve Hangi Merci Tarafından Verilir?

Kararı vermeye yetkili makam soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde de kamu davasına bakan mahkemedir.(CMK m.110) Kovuşturma evresini istinaf ve temyiz kanun yolları da kapsaması nedeniyle; bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay da adli kontrol kararı verebilecektir.

Sulh ceza hakimiyle ve mahkemede adli kontrol uygulanan şüpheli veya sanığın yükümlülüklerine yeni yükümlülükler ekleyebilir; yükümlüklerini değiştirebilir, kaldırabilir yahut yükümlülüklerden geçici olarak muaf tutabilir.

Doğrudan doğruya adli kontrol kararı verilebileceği gibi şüpheli veya sanık ilk olarak tutuklanıp tutukluğun devamında tahliyesine karar verilip şüpheli ve sanık hakkında adli kontrol tedbiri uygulanabilir.

CMK m.110’da karar verilebilmesi için istem yeterli görülmekte olup, şüpheli ve sanığın yokluğunda da kural olarak adli kontrol kararı verilebilecektir.

Soruşturma evresinde karar verilebilmesi için mutlaka cumhuriyet savcısının istemi gerekmektedir.(CMK m.110/1,2) Kovuşturma evresinde ise Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine yahut mahkeme kendiliğinden adli kontrol kararı verebilecektir.

Şüpheli veya sanık hakkında önce adli kontrol tedbirinin uygulanmasını gündeme almak, bu tedbirin yetersiz kalacağı durumlarda son çare olarak tutuklama tedbirine başvurmak gerekmektedir. Cumhuriyet savcısının tutuklama isteminde işbu tedbirin uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilmelidir.(CMK m.101/1)

Bununla beraber CMK m.111/2’ye göre, şüpheli veya sanık adli kontrole ilişkin her türlü karara itiraz edebilir.

Hangi Suçlara Adli Kontrol Uygulanabilir?

Adli kontrol tutuklamaya ilişkin tüm suçlara seçenek koruma tedbiri olarak öngörülmüştür. Bu nedenle tutuklama kararı verilebilecek tüm suçlarda tutuklama yerine adli kontrol tedbiri uygulanabilecektir. Bununla beraber CMK m.109/7’ye göre, kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Madde hükmünden anlaşılacağı üzere; tutuklama kararı verilen tüm suçlarda tutukluluk süresinin bitmesiyle bu tedbir uygulanabilecektir.

Yine CMK m.100/4’e göre, sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda, sanığa güvence belgesi verilen hallerde(CMK m.246, 248/7), onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezası gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez. Ancak bu hallerde adli kontrol tedbiri uygulanması mümkündür.

Adli Kontrol Tedbirleri

Adli kontrol tedbirleri CMK m.109’da sınırlı bir şekilde belirtilmiştir. Maddede belirtilen tedbirlerden farklı bir tedbire karar verilemez. Zira tedbirler kişi hak ve özgürlüğünü kısıtladığından dolayı Anayasa m.13 gereğince kişi hak ve özgürlükleri ancak kanunla sınırlanabilecektir. Bu nedenle maddede belirtilen tedbirlerinden farklı bir tedbire karar verilemez.

Kanunda belirtilmiş olan tedbirler ise şunlardır;

• Yurt dışına çıkamamak.

• Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

• Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

• Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

• Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

• Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

• Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

• Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

• Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.

• Konutunu terk etmemek.

• Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

• Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

Aynı maddede hakim ve Cumhuriyet savcısının, “Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek” tedbirinin uygulanmasında halinde, şüphelinin mesleki uğraşlarında araç kullanmasına sürekli ve geçici olarak izin verebileceği belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen tedbirler uygulanırken somut olayın niteliğine göre uygun düşecek tedbirler seçilecektir.

Adli Kontrol Tedbirinin Süresi, Hapis Cezasından Mahsubu ve Denetlenmesi

Tedbirin uygulanma süresi bakımından kanunda üst limit belirlenmemiştir. Ancak tedbir bir koruma tedbiri olması hasebiyle, tedbiri haklı kılan şartlar kalkınca ve yargılama sonucunda bir hüküm verilince tedbire son vermek gerekir.

Tedbir altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmez.(CMK m.109/6) Ancak bu hükmün bir istisnası bulunmaktadır. Buna göre, “uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek” tedbirinin uygulanması halinde, tedavi ve muayenede geçen süreler cezadan mahsup edilecektir.

Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanunu m.12, 13’e göre, hakkında adli kontrol kararı verilen şüpheli veya sanığın yükümlüklerini yerine getirip getirmediğini denetleme sorumluluğu, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğündedir.

Tedbire Uyulmaması Halinde Uygulanacak Yaptırım

CMK m.112/1’e göre, Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Şüpheli ve sanık tedbirlere bilerek ve isteyerek aykırı davranması halinde yaptırım olarak şüpheli ve sanığın tutuklanmasına karar verebilecektir.

Bununla beraber tutukluluk süresinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında uygulanan tedbirlerin ihlali durumunda da, tutuklama kararı verilebilecektir. Ancak bu halde, tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevi giren işlerde 9 aydan, diğer mahkemelerin görevine giren işlerde iki aydan fazla olamaz.(CMK m.112/2)

Tedbirin Kaldırılması, Değiştirilmesi ve Şüpheli ve Sanığın Tedbirden Geçici Olarak Muaf Tutulması

CMK m.111/1 ve CMK m.111/1’in atfıyla CMK m.110’a göre, Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde karar vermek suretiyle kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön