HUKUKSAL YARDIM

Kesin Hüküm ve Doğurduğu Sonuçlar

“Kesin hüküm” tabirini tanımlamadan önce hüküm kavramının hangi anlama geldiğini belirtmek önem arz etmektedir.Yerel Mahkemelerin(ilk derece mahkemelerinin) vermiş olduğu kararlara, karar denmesinin yanı sıra hüküm de denilmektedir. Yerel mahkemece verilen hükümlerin kesinleşmesi bazı koşullara bağlıdır. Hüküm kesinleşmesiyle birlikte menfi ve müspet sonuçlar doğurmaktadır. Bununla beraber kesin  karar, kesin delillerdendir. Kesin hüküm, maddi anlamda ve şekli anlamda olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

ŞEKLİ ANLAMDA KESİN HÜKÜM

Şekli anlamda kesin karar;
• Yerel mahkemece verildiği anda kesin olan kararın bulunması(hakkında istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulamayan karar bulunması),
• Hükme ilişkin istinaf veya temyiz incelemesi sonucunda verilen kararla kesin karar oluşması,
•Yerel mahkemece verilmiş olan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmaması ,
•Bölge adliye mahkemesince verilen kararın temyiz kanun yolu incelemesine taşınmaması durumlarından birisinin mevcut olmasıyla meydana gelmektedir.

MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKÜM

Maddi anlamda kesin hükmün oluşmasının ön koşulunu, hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olması oluşturur. Maddi anlamda kesin hükmün menfi ve müspet olmak üzere iki farklı etkisi vardır.

 

Maddi Anlamda Kesin Hüküm Menfi Etki

Maddi anlamda kesin hükmün menfi etkisi, kesin bir biçimde karara bağlanmış olan davanın ikinci kez açılamamasıdır. Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114/1-i’ye göre, kesin hükmün bulunmaması dava şartıdır. Dolayısıyla açılmış olan bir davaya ilişkin daha önceden verilmiş olan kesin kararın bulunması, dava şartı bağlamında usuli bir itiraz oluşturur. Bu haliyle dava şartı olarak gözetilen kesin karar bulunmaması şartı yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken  bir itiraz sebebi teşkil eder ve varlığı halinde usuli redde sebebiyet verir.

 

Maddi Anlamda Kesin Hüküm Müspet Etki

Maddi anlamda kesin hükmün müspet etkisi, daha önce açılmış bir dava sonucunda verilen kararın kesinleşmesiyle birlikte, davanın yeniden uyuşmazlık konusu yapılamaması, kesin hükmün kesin delil niteliği taşımasıdır. Bu bağlamda daha önce açılan bir dava neticesinde verilen kararla lehine kesin karar oluşan kişinin, yeniden aynı olguları ispatlayıp, haklılığını kanıtlamaya ihtiyaç duymamasıdır. Zira verilmiş ve kesinleşmiş olan karar, onun haklılığını ispatlamakta yeterlidir. Böylece kesin hüküm hukuki güveni temin eder.

Zira Kesin hüküm, hem kişiler, hem de devlet için hukuksal durumda istikrar sağlar. Hukuksal güvenlik ve yargı erkine güven, kesin hüküm kurumu ile sağlanır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 9.4.2003, 20-266/285)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön