HUKUKSAL YARDIM

Tehir-i İcra Kararı(İcranın Geri Bırakılması)

 

Tehir-i icra yani icranın geri bırakılması kurumu ilk derece mahkemesince verilmiş olan bir karar bulunması ve bu kararın ilamlı icra takibine konulması durumunda gündeme gelmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince verilmiş olan karar kesin hüküm niteliğindeyse, yani istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesine başvurulamayacak ise, tehir-i icra kararı alınması mümkün olmayacaktır. Nitekim tehir-i icra kararı, istinaf yahut temyiz incelemesi sırasında verilmektedir.

Kesin hüküm hakkında bilgi edinmek için “Kesin Hüküm ve Doğurduğu Sonuçlar” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

İlk Derece Mahkemesince Verilen Kararın İstinaf ve Temyiz Edilmesi Gerekliliği

Kesinleşmeden icraya konulabilen ilamların istinaf edilmiş olması, kendiliğinden ilamın icrasını durdurmaz. Yine bu nitelikte Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması da ilamın icrasını durdurmaz.

Ancak ilamlı icra takibinin borçlusu tarafından, takibin dayanağını oluşturan ilama ilişkin istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesine başvurulmuş olması halinde, borçlu ilamlı icranın geri bırakılması(tehir-i icra) kararı alabilir.

İstinaf ve temyiz kanun yolu başvurusunda bulunulduğunda tehir-i icra kararı alınabilmesi için, istinaf ve temyiz dilekçelerinde tehir-icra talebinin belirtilmiş olması gerekmektedir.

İcra Dairesinden Mehil Vesikası Alınması Gerekliliği

İcra takibi borçlusu ilk derece mahkemesince verilmiş olan kararın icrasını durdurmak amacıyla tehir-i icra kararını alasıya kadar geçecek süre içerisinde mallarının haczedilmemesi amacıyla icra dairesinden mehil vesikası almalıdır.

Şöyle ki; ilamlı icra takibinin başlatıldığı icra dairesine takibe konu olan kararın istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde olduğunu gösterir belge ile icra dairesine başvurmak ve teminat göstermek suretiyle icra dairesinden MEHİL VESİKASI alabilir. 

Gösterilecek teminat tutarı icra müdürlüğü tarafından takip konusu alacağa ilişkin olarak üç aylık faiz miktarının da eklenmesiyle suretiyle hesaplanır.

Kararın Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf  incelenmesinde olduğu gösterir belge, kararı veren yerel mahkemeden temin edilebilir. Yargıtay’da temyiz incelemesinde olduğu gösterir belge ise, kararı veren ilgili Bölge Adliye Mahkemesi dairesinden temin edilebilir.

Tehir-i İcra Kararının İcra Dairesine Getirilmesi

Mehil vesikası alındıktan sonra, borçluya mehil vesikasında verilen süre içerisinde(genellikle üç ay) icranın geri bırakılması(Tehir-i İcra) kararının ilamlı icra takibinin başlatıldığı icra dairesine getirilmesi istenir.

Bunun üzerine borçlu ilam konusu dosyanın Bölge Adliye Mahkemesinde olması halinde Bölge Adliye Mahkemesinde dosyanın bulunduğu daireden, Yargıtay’da olması halinde dosyanın bulunduğu Yargıtay dairesinden TEHİR-İ İCRA kararını süresi içerisinde İcra Dairesine getirmek zorundadır. Ancak mehil vesikasında belirtilen sürenin dolması halinde talep halinde icra dairesi ek süre verebilmektedir.

İlgili daireler tehir-i icra kararı verip vermemek konusunda takdir yetkisine sahiptir. Zira kanun yolu başvurusunun süresinde yapılmadığı, hükmün istinaf veya temyiz edilemeyeceği, istinaf ve temyiz talebinin ilk başta haksız görülmesi hallerinde tehir-i icra kararı vermeyecektir.

Tehir- i icra kararı verilmesi halinde, borçlu tarafından ilamlı icra takibinin başlatıldığı icra dairesine tehir-i icra kararının sunulması halinde, ilgili kanun yolu incelemesinin sonuna kadar(Bölge Adliye Mahkemesinde ise istinaf, Yargıtay’da ise temyiz kanun yolu) icranın geri bırakılmasına karar verir.

Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki; icra emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde icra dairesinden mehil vesikası almakta yarar vardır. Aksi halde, ilamlı icra takibinin borçlusunun mallarına haciz konulması mümkün olacaktır.

Konuyla ilgili olarak İcra İflas Kanunu m.36’da düzenleme yapılmıştır.

İcra İflas Kanunu m.36

İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.

Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur.

Ücreti ilgililer tarafından verilirse bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayca icranın geri bırakılması hakkındaki karar icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir.

Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez.

Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine mahkemece kesin olarak karar verilir.

Bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.

İcra Mahkemesince Verilen Kararlar Bağlamında Tehir-i İcra Kararı Alınabilmesi Mümkün müdür?

İcra İflas Kanunu m.363/4 ve 364/3’ de belirtildiği üzere icra mahkemesi kararlarına ilişkin istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması kural olarak, satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz.

Dolayısıyla icra mahkemesince verilen bir kararın istinaf yahut temyiz edilmiş olması nedeniyle, tehir-i icra kararıyla takibin durdurulması mümkün değildir.

Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2004/10876 E. 2004/14616 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…İ.İ.K.’nun 36.maddesi İ.İ.K.’nda özel hüküm bulunmadıkça ( İ.İ.K.’nun 97/14, 269/c, 276/2 ) icra mahkemesi kararları hakkında uygulanmaz. Anılan madde genel mahkemelerce verilen kararlar hakkında uygulanır. İcra mahkemesi kararlarının temyizi İ.İ.K.’nun 364/3.maddesine göre satıştan başka icra muamelelerini durdurmaz. 21.2.1968 tarih, 1966/23 E., 5 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre söz konusu temyiz, icra veznesinde bulunan paranın alacaklıya ödenmesine engel teşkil etmez.

Somut olayda icra mahkemesince verilen icra inkar tazminatı ilamlı icra takibine konu edilmiştir. Borçlu dosya borcunu icra veznesine yatırarak ilamı temyiz ettiğinden bahisle tehiri icra kararı getirmek için icra müdürlüğünden İ.İ.K.’nun 36.maddesi gereğince mehil belgesi almıştır.

Yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alındığında borçluya mehil belgesi verilemez. O halde icra müdürlüğünün mehil verilmesine ilişkin işleminin iptali ile dosyaya yatan paranın alacaklıya ödenmesine karar vermek gerekirken şikayetin reddi isabetsizdir…”

Tehir-i İcra Kararı Alınabilecek İcra Mahkemesi Kararları

Ancak icra mahkemelerince istihkak iddialarına ve tahliye talebine ilişkin verilecek kararlar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden dolayı bu kararlara ilişkin istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulması halinde tehir-i icra kararı alınabilir. Bu durumlar İİK m.97/14, 269/c/3, 276/3’de belirtilmiştir.

  • Zira İİK m.97/14, “Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı icra dairesinden 36 ncı maddeye göre mühlet isteyebilir.” ;
  • m.269/c/3, “İcra mahkemesinin tahliyeye mütedair kararının infazı için kesinleşmesi beklenmez. Ancak tahliye için, kararın borçluya tefhimi veya tebliği tarihinden itibaren ongün geçmesi lazımdır. Borçlu tahliye kararı hakkında 36 ncı madde hükmünden faydalanabilir.” ;
  • m.276/3, “İcra mahkemesi, tarafları dinliyerek icabına göre tahliyeyi emreder veya taraflardan birinin yedi gün içinde mahkemeye müracaat etmesi lüzumuna karar verir. Bu müddet içinde mahkemeye müracaat edilirse, davanın neticesine göre hareket olunur. 36 ncı madde hükümleri burada da uygulanır. Dava etmiyen taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır.”  hükümlerine amirdir.

İhalenin feshine ilişkin kararların istinaf yahut temyiz edilmesi halinde, tehir-i icra talep edilmemiş olsa bile, ihale bedeli alacaklılara ödenmeyecektir.(m.134/6)

 

Yargıtay Kararları

Tehir-i İcra Kararı Almak Üzere Yeterli Miktarda Teminat Verildikten Sonra Borçlunun Mallarına Haciz Konulması Halinde, Konulan Hacizlerin Aşkın Haciz Niteliğinde Olup, Kaldırılması Gerektiğine İlişkin

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/17528 E. 2017/9576 K.sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda, itirazın kısmen iptaline dair ilamı tehiri icra istemli olarak temyiz ederek, dosya alacağına yetecek miktarda paranın teminat olarak yatırılmasına rağmen alacaklı tarafından haciz talebinde bulunularak taşınır ve taşınmazlarına haciz konulduğunu ileri sürerek, hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda, alacaklı tarafından genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibine borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, alacaklının itirazın iptali isteminin, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/451 E., 2015/171 K. sayılı 22.04.2015 tarihli kararı ile kısmen kabul edilerek, asıl alacak olan 18.869,88 TL ve 136.81 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline karar verildiği, alacaklının icra dairesine ilamı ibraz ederek haciz talebi üzerine, icra müdürlüğünce araçlara 06.05.2016 tarihinde, taşınmazlara 12.05.2015 tarihinde hacizler uygulandığı, borçlunun ise 07.05.2015 tarihinde itirazın iptali ilamını tehir-i icra talepli temyiz ettiğine dair derkenar dilekçeyi icra dairesine sunarak, 06.05.2015 tarihi itibari ile icra müdürlüğünce hesaplanan dosya borcunun tamamını teminat mektubu olarak yatırması üzerine, 11.05.2015 tarihinde mehil vesikası düzenlendiği ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nce 09.07.2015 tarihinde icranın geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.

 İİK’nun 36. maddesi gereğince; ilâmı temyiz eden borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehin veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için Yargıtay’dan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.

İİK.nun 85/1. maddesi uyarınca; borçlunun mal ve haklarından, alacaklının ana para, faiz ve masraflar dahil tüm alacağına yetecek miktarı haczolunur. Aynı maddenin son fıkrası uyarınca ise, icra memurunun haciz koyarken alacaklı ve borçlunun menfaatlerini gözetmesi gerekir.

Yargıtay’dan tehiri icra kararı alabilmek üzere icra müdürlüğü tarafından mehil verilebilmesi için ibraz edilen teminat mektubu veya yatırılan nakdi teminat, ödeme yerine geçmez ise de, borçlu tarafından yatırılan teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılaması halinde, mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğu gibi, hacizlerin devam etmesi İİK.nun 85/son maddesiyle de bağdaşmayacaktır.

Şu hale göre; borçlu tarafından, dosya borcunun tamamı (asıl alacak ve fer’ileri) icra dairesine depo edilmiş olmakla, mahkemece, aşkın hale gelen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…”

Mehil Vesikasında Belirtilen Sürede Sunulmayıp, Süre Geçtikten Sonra Tehir-i İcra Kararı Borçlu Tarafından Sunulursa; Alacaklının  Verilen Teminattan Alacağını Karşılaması Halinde, Alacaklıdan Kararın Sunulması Nedeniyle Teminatın Talep Edilemeyeceğine İlişkin

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2015/13381 E. 2015/27857 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Alacaklıların icra mahkemesine başvurusunda, itirazın iptali kararı üzerine dosyada bulunan paranın tahsil edildiğini, ancak borçlunun tehiri icra kararı sunması üzerine icra müdürlüğünce kendilerine İİK’nun 361. maddesi uyarınca muhtıra çıkartıldığını, anılan muhtıranın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep ettikleri, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Hukuk Genel Kurulu’nun 22.06.2011 tarihli 2011/367 E.-2011/439 K. sayılı kararında, tehir-i icra talebinde bulunulmaması nedeniyle, alacaklının icra takibine devam etmesi ve icra dosyasına yatırılan parayı tahsil etmesinin, yasadan kaynaklanan hakkın kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiği; tüm bu işlemlerden dolayı alacaklıya kusur izafe edilemeyeceği; tehiri icra talebinde bulunduğu halde Yargıtay’dan tehiri icra kararı alıp, icra dosyasına ibraz etmeyen borçlunun kusurlu davrandığı kabul edilmiştir.

Somut olayda, borçlu vekili, Yargıtay’dan her ne kadar icra müdürlüğünce verilen süre içerisinde 15/9/2014 tarihli tehiri icra kararını almış ise de, sözü edilen karar için, İİK.’nun 36/3. maddesinde öngörülen şekilde masrafını verip bu kararı icra dairesine ulaştırmamış, elden aldığı kararı 60 günlük süre geçtikten sonra 26/12/2014 tarihinde icra müdürlüğüne ibraz etmiştir. O halde mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…”

Tehir-i İcra Kararının Sonradan Sunulması Halinde Daha Önce Konulmuş Olan Hacizlerin Kaldırılamayacağına İlişkin

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/16063 E. 2015/16471 K. sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Somut olayda, 24.01.2014 tarihinde alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takip başlatıldığı, borçlu tarafça İş Bankasının 300.000 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunun dosyaya ibraz edildiği, 04.02.2014 tarihinde borçlu vekilinin tehir-i icra kararı getirebilmek için İcra Müdürlüğü’nden mehil belgesi aldığı, bu sırada takibin kesinleşmesi üzerine alacaklı vekilinin talebiyle ve İcra Müdürlüğü’nün 23/01/2014 tarihli kararıyla borçlunun menkul ve gayrimenkulleri ile bankalardaki hak ve alacakları üzerine haciz konulmasına karar verildiği, borçlu vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvurarak, dosya borcunun tamamını karşılayan teminat mektubunu takip dosyasına ibraz etmiş olmalarına rağmen, mevcut hacizlerin kaldırılması taleplerinin İcra Müdürlüğü’nce reddedildiğini belirterek takip dosyasındaki tüm hacizlerin kaldırılmasını istediği, Mahkemece, şikayetin kabulüne, İcra Müdürlüğü’nün 04/02/2014 tarihli kararının iptaline ve takip dosyasında borçlu adına konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, hükmün alacaklı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

İİK’nun 36. maddesine dayanılarak mehil vesikası verilmesi ve bilahare tehir-i icra kararının sunulması sadece takibi olduğu yerde durdurur, daha önce yapılmış hacizlerin kaldırılmasını sağlamaz. Bu nedenle hacizlerin kaldırılması da doğru olmamıştır.

Bu durumda Mahkemece, şikayete konu İcra Müdürlüğü’nün 04/02/2014 tarihli kararının doğru olduğu gözetilerek şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön