HUKUKSAL YARDIM

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması,HAGB

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususu, Kanunun bazı durumlarda hakkında hüküm verilmesi gereken sanık hakkında, hükmün derhal infaz edilmesini tercih etmediğinde gündeme gelmektedir.  Hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın üzerinde, açıklanmayan hüküm hiçbir sonuç doğurmaz.

Belli şartların varlığı halinde ve yine belirli şartlara riayet etmesi kaydıyla hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıkla ilgili olarak belirli bir süre zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davrandığı ve yeni bir suç işlemediği takdirde, kamu davasının düşürülmesine karar verilmektedir.

Hükmün açıklanmasına karar verilmeden önce, sanığın kendisine yüklenen suçu işlediğinin sabit görülmesi ve işlediği suç dolayısıyla hakkında cezaya hükmolunması gerekir.

Ancak, kurulan bu hüküm, sanık hakkında herhangi bir hukuki sonuç doğurmamaktadır, herhangi bir hak yoksunluğuna sebebiyet vermemektedir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Şartları

  1. Sanık hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat vermelidir.
    • Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanık, bu hususu kabul etmelidir. Aksi halde, Mahkeme, yargılama sonunda hükmü kurup açıklayacaktır.
  2. Somut olayda sanık hakkında iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına hükmolunması gerekir.
    • Kanunda adli para cezası bakımında bir üst sınır belirlenmemiştir. Ancak hapis cezası bakımında hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilebilmesi için, iki yıldan daha fazla hapis cezasına hükmedilmemiş olmalıdır.
  3. Sanığın daha önce kasıtlı işlenmiş bir suçtan dolayı mahkum olmamış bulunması gerekir.
    • Hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesine karar verilebilmesi için, sanık hakkında daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı adli para veya hapis cezasına mahkumiyete karar verilmemiş olması gerekir. Dolayısıyla, daha önce kasıtlı işlenen bir suçtan dolayı sadece güvenlik tedbirine hükmedilmiş olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyecektir. Yine daha önce taksirle işlenen bir suçtan dolayı mahkumiyetin varlığı halinde de, hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün olacaktır. Ancak daha önce işlemiş olduğu bir suç olmasına karşın bazı hallerde hapis cezasının ertelenmesine karar verilebilir. Hapis cezasının ertelenmesi hakkında bilgi edinmek için şu yazımızı okuyabilirsiniz.
  4. Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyemeyeceği hususunda kanaate varılması gerekir.
  5. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi için, suçun işlenmesi suretiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.
    • Bu şartın gerçekleştirilmesi kanunda düzenlenen suç için etkin pişmanlık hükümlerinin öngörülüp görülmemesine göre iki farklı surette gerçekleştirilebilir.
      1. Kanunda düzenlenen suç için etkin pişmanlık hükümleri öngörülmüş ise; sanık etkin pişmanlık gösterip suçu işlemek sebebiyle verdiği zararı tamamen karşılamış ise ve de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak sanık hakkında cezaya hükmolunmuşsa bu şart gerçekleşmiş olur.
      2. Sanık tarafından işlenen suç için etkin pişmanlık hükümleri öngörülmemişse; sanık suçu işlemek suretiyle mağdura verdiği maddi ve manevi bütün zararları karşılamış olması halinde bu şart sağlanmış olacaktır. Örneğin kasten yaralama suçunda, sanık yaraladığı kişinin mağduriyeti gidermeye yönelik elinden geleni yapmış olmasıdır.

Denetim Süresi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç edeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Denetim süresi içerisinde dava zamanaşımı durur.

Denetim süresi içerinde sanık hakkında, bir yıldan fazla olmamak kaydıyla, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilebilir. Denetimli serbestlik tedbiri olarak mahkemece sanığın;

  1. Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
  2. Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
  3. Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine karar verilebilir.

Mahkeme gerek görmediği takdirde, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaz.Bu hususta Mahkemenin takdir yetkisi bulunmaktadır.

Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilir. Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine aykırı davranılması halinde, mahkeme hükmü açıklayacaktır. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. (CMK m.231/11)

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Memuriyete Engel Teşkil Eder Mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların memuriyete engel teşkil edip etmeyeceği yönünde çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Danıştay vermiş olduğu bazı kararlarında HAGB kararına dayanılarak güvenlik ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak sonuçlandırılamayacağı belirtirken, ağırlıklı olan diğer kararlarda ise HAGB kararı ile sözleşmenin feshi yahut meslekten çıkarma cezaları verilebileceğini belirtmiştir. Danıştay’ın vermiş olduğu kararlar incelendiğinde HAGB konusu fiilin ağırlığı ve somut olayın özelliklerine göre, HAGB kararı verilmiş olsa bile mezkur eylemin sabit olması nedeniyle disiplin cezası verilmesi, güvenlik ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandırılması işlemlerinin tesis edilebileceğini kabul etmektedir.

DANIŞTAY KARARLARI

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Kararının Güvenlik ve Arşiv Araştırmasında Olumsuz Durum Olarak Değerlendirilemeyeceği ve Memuriyete Atanmaya Engel Olmadığına İlişkin

Danıştay 12. Daire 2015/3186 E. 2015/5513 K. Sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade ettiği Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde açıkça belirtilmiş olup, buna göre sanığın suçluluğu sabit olmakla birlikte Kanunda öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde suç hiç işlenmemiş gibi kabul edileceği açıktır.
Öte yandan, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesinin 1. beninde; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği hükme bağlanmıştır.
Bu durumda; hakkında verilen
hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı karşısında, sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacının, 2802 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6/19. maddesi uyarınca davalı idarece yapılan arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahsedilemeyeceğinden, dava konusu arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının onaylanmamasına ilişkin işlem ile bu işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır…”

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararına İstinaden Disiplin Cezaları Dahil Olmak Üzere İdari İşlem Tesis Edilebileceğine İlişkin

Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2015/3533 E. 2015/5521 K. Sayılı Kararı şu şekildedir:

“…Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile sözleşmesi feshedilen davacı tarafından, eski görevine tekrar atanmak istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddine karar verildiği, adli yargılama sonucu verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte davacının memuriyetine engel herhangi bir mahkumiyet hükmünün kalmadığı, ancak yeniden göreve atanması yolundaki başvurusunun davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde kadro ve ihtiyaç durumu, davacının görevde iken işlediği zimmet fiili de göz önüne alınarak değerlendirildiği ve davacının atamasının yapılmadığı anlaşılmakta olup…

İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına…”

İşbu Karar’a karşı oy ile düşülen şerhte, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı şeklindeki düzenleme nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet hükmünün açıklanması geri bırakılmasına karar verildiği ve davacının memuriyetine engel olacak bir biçimde suçtan mahkum olduğundan söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Davacının göreve dönme talebinin reddine ilişkin işlemin hukuka ve mevzuata uygun olmadığından iptal edilmesi gerektiği açıklanmıştır.

Danıştay 12. Daire 2015/3339 E. 2015/5990 K. Sayılı Karar şu şekildedir:

“…Deniz Kuvvetleri Komutanlığı …. Komutanlığı’nın 2013 yılı için açıktan atama yoluyla işçi alımı kapsamında başvuru yapan davacı tarafından, yapılan güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin 06.08.2014 tarihli ve 1948-14 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; hakkında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda davacının …Sulh Ceza Mahkemesi’nin …tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile “Tehdit” suçu nedeniyle 500,00-TL adli para cezasına mahkum edildiği ve hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, dolayısıyla güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan davacının atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir…

İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına…”

İşbu Karar’a karşı oy ile düşülen şerhte, yine HAGB kararı ile sanık hakkında hukuki hiçbir sonuç doğurmayacağı, kanunda öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde suçun hiç işlenmemiş sayılacak olmasının açık olduğu belirtilmiştir. Ayrıca 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesinin 1. bendinde; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği hükme bağlandığı belirtilmiştir. Bu durumda; hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanuna aykırı olarak elde edilen ve atamada göz önüne alınamayacak bir karar olması karşısında; davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahsedilemeyeceği açık olup, bu gerekçeyle atamasının yapılmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı açıklanmıştır.

Danıştay 12. Daire 2015/1438 E. 2015/5391 K. Sayılı Karar şu şekildedir:

“…İnfaz Koruma Memurluğu sınavında başarılı olan ve hizmet öncesi eğitimini tamamlayan davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında hakkında ilişik kaydına rastlandığından bahisle infaz ve koruma memuru olarak atamasının uygun görülmemesi yönünde tesis olunan Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün 22.02.2013 tarih ve 24890 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; “basit yaralama” ve “kasten yaralama” suçları nedeniyle … Asliye ve Sulh Ceza Mahkemelerinin kararları ile üç ayrı eylem nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve adli para cezası kesilmesine karar verilen davacının, devlet memurluğuna atanmasına engel bir hali olmasada, atamasının yapılmasını istediği infaz koruma memurluğu görevinin ceza infaz kurumları ve tutukevleri gibi özel konumu olan müeseselerde sürdürülmesi nedeniyle suça bulaşmama ve suça meyil göstermeme gibi özel nitelikler gerektirmesi, davacının ise, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmamakla birlikte, mahkeme kararıyla sabit olan fiili nedeniyle 3 ayrı olayla yaralama olayına karışmak suretiyle suça meyilli olduğunun görülmesi karşısında, davacının atanmaması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda … 9. İdare Mahkemesince verilen … tarihli ve … sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir…

İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına…”

Bu Karar’a karşı da karşı oy şerhi düşülmüş olup, karşı oyun gerekçesi Danıştay 12. Daire 2015/3339 E. 2015/5990 K. Sayılı Karar’a düşülen karşı oy ile benzerdir.

HAGB Kararıyla Denetim Süresine Tabi Tutulan Sanığa Silah Ruhsatı Verilemeyebileceğine İlişkin

Danıştay 15. Daire 2014/3817 E. 2016/1468 K. Sayılı Karar şu şekildedir:

“…Davacının tarafına kamu görevlisi silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddedilerek silah ruhsatı işlemlerinin hakkında devam eden ceza yargılamaları olduğundan bahisle durdurulmasına ilişkin 27.03.2014 tarihli işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ‘nın 18.04.2013 tarih ve 2013/20 sayılı Silah Ruhsat İşlemleri Birleştirilmiş Genelgesinin “Yargılaması Devam Edenler” başlıklı 7.13. maddesinin iptali istenilmektedir…

Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte sanık bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır.
Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm niteliğindedir…

Davacı hakkında, Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi kapsamında bulunan, taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile yargılandığı dava sonucunda, …Asliye Ceza Mahkemesi’nin …ve …sayılı kararıyla “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verildiği ve denetim süresinin devam ettiği, dolayısıyla davacı hakkında silah ruhsatı almasına engel devam eden ceza yargılaması bulunduğu görüldüğünden, denetim süresince silah ruhsat işlemlerinin durdurulmasına ilişkin bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir…”

HAGB Kararının Disiplin Cezası Verilmesine Engel Olmayacağına İlişkin

Danıştay 12. Daire 2011/9670 E. 2012/3553 K. Sayılı Karar şu şekildedir:

“…Ancak 5271 sayılı Yasada düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin kamu görevi yürüten kişinin göreve devam yönünden değerlendirilmesinde, ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın suçluluğu sabit görülerek hüküm kurulduğu ve suç işlediği sabit olan kişinin bu vasfıyla yürüttüğü kamu görevine etkisinin belirlenmesi gerekmekte olup, disiplin cezaları ve ceza verilmesine neden olan eylemler memurların çalıştıkları kurumun düzenine aykırı fiilleri nedeniyle kendilerine uygulanan zorlayıcı önlemler niteliğinde olduğundan disiplin cezasını gerektiren fiilin niteliğine göre ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması disiplin hukuku yönünden ortada bir ceza mahkumiyeti bulunmadığından bahisle disiplin cezası uygulanmaması sonucunu doğurmayacaktır…”

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı ile Kişi Hakkındaki Yargılamanın Son Bulduğundan Söz Edilemez

Danıştay 10. Daire 2011/8045 E. 2012/1737 K. Sayılı Karar şu şekildedir:

“…Bilindiği gibi, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeden önce sanığın sabit bulunan eylemine uygun bir sonuç ceza belirlenmekte ve mahkûmiyet hükmü kurulmaktadır. Yine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile, sanık hakkında kurulan bu mahkûmiyet hükmü koşullu olarak, sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamaktadır. Bu koşul ise; denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halidir. Bu halde, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmayan kişi “hükümlü” sayılmamakta ancak denetim süresince “sanık” sıfatı devam etmektedir. Koşullar yerine getirildiği takdirde ise; mahkemece geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmektedir.

Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hakkında; “Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi…” nitelemesi yapılmış; kamu davasının düşmesinin gerekli koşulların yerine getirilmesine bağlı olduğu vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla kamu davası sonuçlanmadığından, halen sanık sıfatı taşıyan kişi hakkındaki yargılamanın da sonlandığını kabule olanak bulunmamaktadır…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön